Yazdır

KLİNİK ÇALIŞMA
RESEARCH ARTICLE

Doi: 10.5578/tt.9397
Tuberk Toraks 2015;63(2):086-093

Geliş Tarihi/Received: 20.11.2014 • Kabul Ediliş Tarihi/Accepted: 06.04.2015

Sağlık bakımıyla ilişkili pnömoni

Burcu KARABOĞA1, Ruşen UZUN2, Aykut ÇİLLİ3


1 Ağrı Devlet Hastanesi, Göğüs Hastalıkları Kliniği, Ağrı, Türkiye

1 Clinic of Chest Diseases, Agri State Hospital, Agri, Turkey

2 Çivril Devlet Hastanesi, Göğüs Hastalıkları Kliniği, Denizli, Türkiye

2 Clinic of Chest Diseases, Civril State Hospital, Denizli, Turkey

3 Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Antalya, Türkiye

3 Department of Chest Diseases, Faculty of Medicine, Akdeniz University, Antalya, Turkey

ÖZET

Sağlık bakımı ile ilişkili pnömoni

Giriş: Son yıllarda sağlık sistemindeki değişiklikler sonucunda, hastaneye yatış, uzun süreli bakım evinde kalma, ayaktan infüzyon tedavisi, evde bası yarası bakımı, hemodiyaliz merkezinde tedavi öyküsü bulunanlarda gelişen pnömoni sağlık bakımıyla ilişkili pnömoni olarak tanımlanmaktadır.

Materyal ve Metod: Bu çalışmanın amacı 1 Ocak 2009 - 1 Haziran 2012 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Kliniği'nde yatan sağlık bakımıyla ilişkili pnömoni (SBİP) olguları retrospektif olarak değerlendirildi. Bu dönemde tanı almış toplam 195 pnömonili olgunun, 76 (%38.9)'sı SBİP'li ve 119 (%61.1)'u toplumdan gelişen pnömonili (TGP) idi.

Bulgular: SBİP olgularının, 61 (%80.3)'inin son 90 gün içinde iki veya daha fazla gün hastaneye yatış öyküsü, 7 (%9.2)'sinin son 30 günde hemodiyaliz merkezinde tedavi alma öyküsü, 3 (%3.9)'ünde evde bası yarası tedavisi uygulanması, 1 (%1.3) olguda ise uzun süreli bakımevinde kalma öyküsü ve evde infüzyon tedavisi alma öyküsü olduğu saptandı. TGP'li grup ile karşılaştırıldığında SBİP olgularının komorbiditesi daha fazla (%94.6'ya %73.1; p< 0.001) ve ortalama PSI skoru (104.4'e 90.2; p< 0.05) daha yüksek idi. 18 SBİP (%23.6) ve 11 (%9.2) TGP olgusunda etken saptanmış idi. En sık izole edilen mikroorganizmalar, SBİP'te Streptococcus pneumonia, Acinetobacter baumannii, Staphylococcus aureus (MRSA) iken, TGP'de Streptococcus pneumonia, Klebsiella spp.; Pseudomonas aeruginosa, Moraxella catarrhalis idi. Ulusal ve uluslararası rehberlere göre SBİP grubunda olguların %73.7'si, TGP grubunda ise %98.3'ünde uygun tedavinin başlandığı saptandı (p< 0.001). Ortalama hastanede yatış süresi (12.7 ± 1.1'e karşı 7.8 ± 0.5 gün; p< 0.05) ve mortalite oranı (%22.4'e %4.2; p< 0.001) SBİP grubunda TGP'ye göre yüksek idi. Ortalama yatış maliyetleri incelendiğinde, SBİP maliyetinin (4150.6 ± 892 TL'ye karşı 2078.7 ± 571 TL; p< 0.05) TGP'den daha fazla olduğu saptandı.

Sonuç: Sonuç olarak, SBİP'li hastaların hasta özellikleri, komorbid durumları, etken mikroorganizmaları, yatış süreleri, maliyetleri ve prognozları TGP grubundan farklıdır. Pnömoni tanısı konulan hastalar SBİP açısından sorgulanmalı ve ampirik antibiyotik tedavisi başlanırken geniş spektrumlu (dirençli mikroorganizmaları kapsayacak şekilde) antibiyotikler tercih edilmelidir.

Anahtar kelimeler: Sağlık bakımıyla ilişkili pnömoni, mortalite, maliyet

SUMMARY

Health-care associated pneumonia

Introduction: Health-care associated pneumonia (HCAP) is defined as pneumonia that develops in patients with a history of recent hospitalization, hemodialysis as an outpatient, residence in a nursing home, outpatient intravenous therapy and home wound care.

Materials and Methods: We retrospectively assessed patients who have been hospitalized in Department of Chest Diseases, Akdeniz University, Faculty of Medicine due to HCAP between 1 January 2009 and 1 June 2012. Of the total 195 pneumonia cases, 76 (38.9%) was HCAP and 119 (61.1%) was CAP.

Results: Among HCAP cases, 61 (80.3%) had recent hospitalisation in the last 90 days, 7 (9.2%) went under hemodialysis in the last 30 days, 3 (3.9%) had a history of decubitus management in house, 1 (1.3%) had a long term accomodation in social-care center and 1 (1.3%) had a history of infusion therapy at home. Comorbidity in HCAP group was higher than CAP group (94.6% vs resp. 73.1%; p< 0.001) and mean PSI scores were also higher in HCAP group (104.4 - 90.2; p< 0.05). A causative microorganism was detected in 18 HCAP (23.6%) and in 11 CAP (9.2%) cases. It was determined that appropriate treatment was started in 73.7% of HCAP cases and 98.3% of CAP cases according to national and international guidelines (p< 0.001). Both mean hospitalization duration (12.7 ± 1.1 vs 7.8 ± 0.5 days, resp; p< 0.05) and mortality rates (22.4% vs 4.2%; p< 0.001) were higher in HCAP group. Furthermore, mean cost of hospitalization was also greater for HCAP group than CAP group (4150.6 ± 892 TL vs 2078.7 ± 571 TL; respectively p< 0.05).

Conclusion: In conclusion; patient characteristics, comorbidity status, causative organisms, duration and cost of hospitalization and prognosis of patients with HCAP was different from patients with CAP.

Key words: Health-care associated pneumonia, mortality, cost

GİRİŞ

Günümüzde artan huzurevinde kalma öyküsü, evde bakım tedavileri ve diyaliz merkezlerindeki tedavi uygulamaları nedeniyle ortaya çıkan pnömoniler toplumdan gelişmelerine karşın, etken patojenlerin ve prognozların daha çok hastanede gelişen pnömonilere (HGP) benzediği saptanmıştır (1,2). Bu nedenle, 2005 yılında American Thoracic Society (ATS) / Infectious Diseases Society of America (IDSA)'da yeni bir pnömoni kategorisi olarak "Sağlık Bakımıyla İlişkili Pnömoni (SBİP)" tanımı ortaya konuldu (1).

SBİP'li olgularda potansiyel olarak çok ilaca dirençli etkenler (Staphylococcus aureus, Pseudomonas aeruginosa, Acinetobacter baumannii) önemli yer tutmaktadır (3,4).

Yabancı literatürlere bakıldığında SBİP'le ilgili çok sayıda çalışma bulunmaktadır. Çalışmalar yayımlandıkları ülkelerin demografik verileri, etken patojenleri ve prognozlarını yansıtmaktadır. Ülkemizde ise SBİP'le yeterli sayıda çalışma bulunmamaktadır.

Bu çalışmada, SBİP tanısıyla hastanede yatan olguların demografik verilerini, etken dağılımlarını, ampirik antibiyotik tedavilerini, mortalite oranlarını, prognozlarını, hastanede yatış sürelerini, maliyetlerini ortaya koymayı ve bunları toplumda gelişen pnömoni (TGP) olguları ile karşılaştırmayı amaçladık.

Materyal ve Metod

Çalışma, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurul Onayı alındıktan sonra, Ocak 2009 ile Haziran 2012 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Kliniği'nde çalışma kriterlerine uyan ardışık olarak yatan TGP'li hastaların dosyaları retrospektif incelendi. Çalışma, uluslararası etik kurallar ile Helsinki Deklerasyonu ilkelerine uyularak gerçekleştirildi.

Pnömoni tanısı için hastada ateş, öksürük ve pürülan balgam şikayetlerinden en az birinin bulunması ve beraberinde PA akciğer grafisinde yeni bir infiltrasyonun gelişmesi şartı arandı. Bu olgulardan dosya bilgilerinde, aşağıdaki risk faktörlerinden en az birine sahip olanlar SBİP olarak, olmayanlar TGP olarak tanımlanmıştır (1):

• Son 90 gün içinde iki veya daha fazla gün hastanede yatış,

• Uzun süreli bakımevinde kalma,

• Evde infüzyon tedavisi (antibiyotik dahil),

• Evde bası yarası bakımı,

• Son 30 gün içerisinde hemodiyaliz merkezinde tedavi,

• Aile bireylerinde çok ilaca dirençli bakteri infeksiyonu varlığı.

Çalışmada olguların sağlık bakımı risklerinin yanı sıra, komorbid hastalıkları, yaş-cinsiyet gibi demografik verileri, mortalite riski yüksek hastaları ayırt etmek için tanımlanmış bir puanlama sistemi olan Pnömoni ağırlık indeksi (PSI) ve konfüzyon, üre, solunum sayısı, kan basıncı, yaş > 65 (CURB-65) skoru değerleri, başvuru anındaki solunum ve kan örneklerinin kültürlerinde saptanan etken mikroorganizmalar kaydedildi (5,6). Başlangıç ampirik antibiyotik tedavileri ve saptanan etkenlere göre bu tedavilerin uygunluğu ulusal ve uluslar arası rehberlere göre incelendi. Olguların prognoz göstergeleri olarak; hastanede yatış süreleri, entübasyon uygulamaları, yoğun bakıma yatış gereklilikleri ve ilk 30 günlük mortaliteleri kaydedildi. Yine her iki grupta yatış maliyetleri karşılaştırıldı.

İstatistiksel Yöntem

Analizler SPSS 18 paket programı ile yapıldı. Tanımlayıcı istatistikler frekans, yüzde, medyan, minimum, maksimum değerleri ile sunuldu. İki grubun ölçümleri arasındaki farkların analizinde normal dağılım testi yapılarak Mann-Whitney U testi kullanıldı. İki grubun kategorik değişkenlerle ilişkisinin analizinde beklenen değeri 0.05'den küçük hücre bulunduğu durumda Fisher Kesin Ki-kare testi, bulunmadığı durumda Pearson Ki-kare testi kullanıldı.

Bulgular

Çalışmaya alınan 195 olgudan 76 (%38.9)'sı SBİP, 119 (%61.1)'u TGP idi. SBİP olgularının; 61 (%80.3)'inin son 90 gün içinde iki veya daha fazla gün hastaneye yatış öyküsü, 7 (%9.2)'sinin son 30 günde hemodiyaliz merkezinde tedavi alma öyküsü, 3 (%3.9)'ünde evde bası yarası tedavisi uygulanması, 1 (%1.3) olguda ise uzun süreli bakımevinde kalma öyküsü ve evde infüzyon tedavisi alma öyküsü olduğu saptandı. Aile bireylerinde çok ilaca dirençli bakteri infeksiyonu olan SBİP olgusu izlenmedi. Toplam 3 hastada ise SBİP kriterlerinden 2'sini birden taşımaktaydı (Tablo 1). SBİP olgularının yaş ortalaması 63.39 ± 1.73 yıl, TGP olgularınınki ise 61.06 ± 1.60 idi. SBİP'li olguların 52 (%68)'si, TGP'lilerin ise 76 (%64)'sı erkek cinsiyete sahipti. Çalışmaya alınan SBİP ve TGP'li olguların demografik özellikleri ve radyolojik bulguları Tablo 2'de verilmiştir. Hastalıklara eşlik eden komorbid durumlar SBİP grubunda (%94.6), TGP grubuna (%73.1) göre belirgin yüksekti.


Tablo 1

Tablo 2

Balgam kültüründe SBİP'te 14 (%36.8), TGP'de 8 (%9.2); kan kültüründe ise SBİP'te 4 (%5.3), TGP'de 3 (%2.5) olguda üreme saptandı. Hem kan hem de balgam kültüründe SBİP'te TGP'ye göre anlamlı yükseklik saptandı. En sık izole edilen mikroorganizmalar: SBİP'te S. pneumonia, A. baumannii, S. aureus (MRSA) iken, TGP'de S. pneumonia, Klebsiella spp., P. aeruginosa, M. catarrhalis idi.

SBİP grubunda en fazla önerilen antibiyotik grubu antipseudomonal beta-laktam ± makrolid (%69.7), TGP grubunda ise beta-laktam ± makrolid (%54.6) idi.

SBİP grubunda olguların %73.7'sinde, TGP grubunda ise %98.3'ünde rehberlere uygun tedavinin başlandığı saptandı (p< 0.001). SBİP grubunda antibiyotik değişikliğinin daha fazla uygulandığı ve tedavi başarısının daha düşük olduğu görüldü (p< 0.001).

Yine tedavi başarısızlığı sonucu entübasyon ve yoğun bakım uygulamasının SBİP grubunda daha yüksek seyrettiği saptandı (p< 0.05).

30 günlük mortalite SBİP'te 17 (%22.4), TGP'de ise 5 (%4.2) olguda izlendi. SBİP'te mortalite istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksekti (p< 0.001).

SBİP olgularında mortalite ile ilişkili olabilecek üç değişkene lojistik regresyon analizi uygulandı. Akciğer kanserinin mortalite ile ilişkili bağımsız değişken olduğu saptandı (Tablo 3).


Tablo 3

Ortalama hastanede yatış süresi SBİP'te 12.7 ± 1.1 gün, TGP'de ise 7.8 ± 0.5 gündü. Ortalama yatış maliyetleri SBİP'te 4150.6 ± 892 TL, TGP'de 2078.7 ± 571TL idi. Hem yatış süresi, hem de maliyet SBİP'te istatistiksel olarak anlamlı idi. SBİP ve TGP olgularında tedavi sonuçları Tablo 4'te verilmiştir.


Tablo 4

TARTIŞMA

SBİP olgularının TGP ile karşılaştırıldığı çalışmamızda; SBİP için en önemli risk faktörünün, son 90 gün içinde iki veya daha fazla gün hastaneye yatış öyküsü (%80.3) olması ve ikinci sırada ise hemodiyaliz merkezinde tedavi görülmesi (%9.2) idi. En az saptanan risk faktörlerleri ise, uzun süreli bakım evinde kalma (%1.3) ve evde infüzyon tedavisi alma öyküsü (%1.3) idi. Çalışmamızda, aile bireylerinde çok ilaca dirençli bakteri infeksiyonu olan SBİP olgusu izlenmedi. Japonya'dan Watanabe ve arkadaşlarının yaptığı büyük ve küçük hastanelerdeki SBİP olgularını karşılaştıran çalışmada, büyük hastanelerde (≥ 200 yatak) ve küçük hastanelerde (< 200 yatak) yatan SBİP olguları için en önemli risk faktörünün uzun süreli bakım evinde kalma öyküsü (sırasıyla %65.6 - %85.7) olduğu bildirildi (7). Amerika Birleşik Devletleri (ABD)'nde yapılan başka bir çalışmada, en sık izlenen risk faktörü bakım evinde kalma öyküsü (%49.6) idi (2). Sağlık bakımının hastane dışına kaydığı ülkelerde yapılan çalışmalarda en önemli risk faktörünün bakım evlerinde kalma öyküsü olduğu saptanmıştır. Bizim çalışmamızda bu oranın düşük saptanması bakım evlerinin ülkemizde kullanımının yaygın olmaması ile ilişkili olabilir. İspanya'da yapılan 126 SBİP olgusunu içeren bir başka çalışmada, en önemli risk faktörü yine çalışmamıza benzer şekilde son 90 gün içinde iki veya daha fazla gün hastaneye yatış öyküsü (%43.7) olması olarak bildirilmiş (8). Türkiye'den Taşbakan ve arkadaşlarının yapmış olduğu çalışmada ise, hastaneye yatış öyküsü (%65.3) en önemli risk faktörü olarak bulunmuştur (9). Kliniğimizin dahil olduğu Türkiye'de yapılan çok merkezli 578 TGP hastası ile 207 SBİP hastasının karşılaştırıldığı çalışmada en sık risk faktörlerinin son 90 gün içerisinde hastaneye yatış (%67.6) ve hemodiyaliz (13.5) uygulanması olduğu bulunmuştur (10).

Literatürde SBİP dahil edilme kriterleri çalışmadan çalışmaya değişiklik göstermektedir. Bazı çalışmalar son 90 gün, bazıları ise 180 veya 365 gün içerisinde hastanede yatış öyküsü olma kriterini SBİP tanısında kullanmıştır (11,12). Bu farklılık da SBİP risk faktörünü değiştirebilmektedir.

Çalışmamızda, komorbid durumlar açısından SBİP grubunda TGP'ye göre belirgin yükseklik saptandı. KOAH, akciğer kanseri ve diğer maligniteler SBİP grubunda istatistiksel olarak anlamlı yüksek idi. Literatürde 126 SBİP'li olgunun değerlendirildiği bir çalışmada, SBİP'li grupta TGP'ye göre komorbidite yüksek oranda saptanmıştır (8). Komorbid hastalıklardan ise maligniteler, KOAH ve serebrovasküler hastalıklar yüksek bulunmuştur.

Çalışmamızda, SBİP olgularında ortalama PSI skorunu (104.42 ± 3.52'e karşın 90.23 ± 3.24) TGP grubundan daha yüksek bulduk. Ortalama CURB-65 skorunda ise farklılık saptamadık. Gündüz ve arkadaşlarının çalışmasında da buna benzer olarak SBİP olgularında PSI skorunun daha yüksek olduğu (SBİP 103.9 ± 37.2 ve TGP 94.6 ± 35.4, p= 0.002) bulunmuştur (10). Yine çalışmamızda yüksek PSI risk skoru olan olgu sayısını SBİP'li grupta fazla saptarken (%64.5'e %45.4), yüksek CURB-65 risk skorunda farklılık bulmadık. 727 hastayı kapsayan bir çalışmada yüksek PSI risk skoru (IV-V) olan grup SBİP'te %67.5, TGP'de ise %48.8'ini oluşturmuş (8). Kore'den Jung ve arkadaşlarının 231 SBİP ve 296 TGP'li olguyu karşılaştırdığı çalışmada, ortalama PSI skorunu SBİP'li grupta TGP'ye göre (113.7 ± 32.2'ye karşın 92.2 ± 33.6) yüksek saptamışlar (13). Yine aynı çalışmada PSI IV-V olan olgu sayısı SBİP'li grupta TGP'ye göre (%76.2'ye karşın %46.2) daha yüksek imiş. Çalışmalarda, SBİP grubunda ortalama PSI skorunun ve yüksek PSI risk skoru olan grubun daha yüksek olduğu tespit edilmiş. PSI skoru ağırlıklı olarak mortalite riskini artıran komorbid durumlar üzerinden skorlama yapmaktadır. Bu nedenle, çalışmamızda ve diğer çalışmalarda komorbid durumların SBİP grubunda yüksek olması nedeniyle belirgin olarak PSI skorunun bu grupta yüksek olabileceğini düşündük. Bu bulgu ayrıca, SBİP'in TGP'ye göre daha ağır presente olabileceğini düşündürmektedir. CURB-65 değerlerinin her iki grupta benzer çıkmasını ise bu skorlamanın komorbid durumlar yerine doğrudan hastalığın klinik tablosu üzerinden değerlendirme yapmasından kaynaklanabileceğini düşündük.

Kollef ve arkadaşlarının yaptığı retrospektif çok merkezli bir çalışmada, toplam 4543 kültür pozitif hastanede yatan pnömoni olgusu incelenmiş (2). Bu çalışmada, SBİP grubunda en sık izole edilen etken S. aureus (%46.7) imiş. Bunu sırasıyla P. aerigunosa (%25.3), Klebsiella spp. (%7.6) takip etmiştir. TGP grubunda ise, sırasıyla S. aureus (%25.5), P. aerigunosa (%17.1), S. pneumonia (%16.6), Haemophilus spp. (%16.6) saptanmış. İspanya'dan Carratala ve arkadaşlarının yapmış olduğu 727 olguyu içeren tek merkezli, prospektif başka bir çalışmada, hem SBİP, hem de TGP grubunda en sık izole edilen ajan S. pneumonia (sırasıyla %27.8'e %33.9) imiş (8). Bununla birlikte S. aureus SBİP grubunda TGP'ye göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek imiş (8). Türkiye'den yapılan çalışmada ise SBİP'li olguların %38.9'unda etken patojen saptanırken, en sık izole edilen mikroorganizmalar SBİP'de P. aeruginosa ve A. baumannii iken, TGP'de S. pneumonia ve H. influenzae olmuş (9). Bizim çalışmamızda ise SBİP'li olguların %23.6'sında etken saptadık. En sık izole edilen mikroorganizmalar ise SBİP'te S. pneumonia, A. baumannii, S. aureus (MRSA) iken, TGP'de S. pneumonia, Klebsiella spp., P. aeruginosa ve M. catarrhalis idi.

SBİP grubunda MRSA'nın yüksek olmasını, bu grupta daha fazla yoğun bakıma yatış ve risk faktörü olarak kateter uygulanması olabileceğini, yine A.baumannii sıklığının fazla olması SBİP grubunda daha fazla entübasyon uygulanması ve yoğun bakım öyküsü olmasından kaynaklanabileceğini düşündürmektedir. Çalışmamızı, Taşbakan ve arkadaşlarının yapmış olduğu çalışma ile karşılaştırdığımızda MRSA sıklığının bizim hasta grubumuzda daha fazla olduğunu tespit ettik. MRSA pnömonisi için risk faktörlerinden olan hastanede yatış öyküsü olması (%80.3'e karşın %65.3), son 30 gün içerisinde hemodiyaliz merkezinde tedavi öyküsünün (%9.2'ye karşın %6.1) bulunması, bizim çalışmamızda Taşbakan'a göre daha yüksek idi. MRSA'nın daha sık saptanması, bu iki risk faktörünün bizim çalışmamızda daha yüksek bulunmuş olması ile ilişkili olabilir.

Çalışmamızda, etkene yönelik ampirik antibiyotik tedavilerinin her iki grup içindeki dağılımına bakıldığında, SBİP'de en fazla önerilen antibiyotik grubu olarak antipseudomonal beta-laktam ± makrolid (%69.7), TGP grubunda ise beta-laktam ± makrolid (%54.6) idi. Uygunsuz ampirik tedavi oranı SBİP grubunda %26.3, TGP grubunda ise %1.7 idi. Çalışmamızda uygunsuz ampirik tedavi oranı Türkiye'den yapılan çalışma ile benzerlik göstermesine karşın yabancı literatürlerle belirgin farklılıklar göstermiştir. Taşbakan ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada SBİP grubunun %25.8'inde uygunsuz antibiyotik tedavisi başlanırken, TGP olgularının tamamına uygun tedavi başlanmış (9). Yurtdışı çalışmalara bakıldığında SBİP grubunda Shindo ve arkadaşları %20.8, Jung ve arkadaşları %37, Carratala ve arkadaşları %5.6, Park ve arkadaşlarının %24.6 olguda uygunsuz tedavi başladıkları görüldü (8,13,14,15). SBİP ile ilgili tedavi rehberlerinin henüz tam oluşmaması ve hekimler arasında bilinilirliğinin az olması uygunsuz tedavinin SBİP'li grupta yüksek saptanmasına yol açmış olabilir. Ayrıca dirençli bakteriyel etkenlerin hastaneler arasında farklı oranlarda saptanması, uygunsuz ampirik tedavi oranını değiştirmiş olabilir.

Taylor ve arkadaşları hemodiyaliz uygulanan SBİP gelişen hastalarda geniş spektrumlu ile dar spektrumlu antibiyotik tedavisinin karşılaştırdığı çalışmada tedavi başarısının her iki grupta benzer olduğu, geniş spektrumlu tedavide yatış süresi ve intravenöz tedaviye bağlı komplikasyonların arttığı görülmüş (16).

Mortalite açısından çalışmalara bakıldığında farklılıklar izlenmektedir. Çalışmamızda 30 günlük mortalite oranlarına baktığımızda, SBİP grubundaki mortalite oranı (%22.4'e %4.2) TGP'den belirgin olarak daha yüksekti. Carratala ve arkadaşlarının yapmış olduğu toplam 126 SBİP ve 601 TGP'li olgunun karşılaştırıldığı çalışmada 30 günlük mortalite oranı SBİP'li hasta grubunda belirgin yüksek saptanmış (%10.3'e %4.3; p= 0.007) (8). Taşbakan ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada mortalite oranları SBİP grubunda (%34.7'ye karşı %9) TGP grubundan daha yüksek bulunmuştur (9). SBİP'deki mortalite oranını, Taşbakan ve arkadaşlarının çalışmasına göre (%22.4'e karşın %34.7) daha düşük saptadık. Bizim çalışmamızda, S. pneumonia sık saptanan patojen iken, mortalite ilişkili olabilecek P. aeruginosa'nın Taşbakan'ın çalışmasında sık saptanan patojen olması bu sonuca yol açmış olabilir. Komorbid durumlardan SVO öyküsü de Taşbakan ve arkadaşlarının çalışmasında anlamlı derecede yüksek saptanmış olmasının da artmış mortalite ile ilişkili olabilir. Çalışmamızda, Carratala ve arkadaşlarının yapmış olduğu çalışmaya göre SBİP'li olgularda mortalite oranı (%22.4'e karşın %10.3) daha yüksek saptandı. Bunun sebebi, uygunsuz antibiyotik tedavi oranının (%26.3'e karşın %5.6) bizde daha yüksek saptanması ile ilişkili olabilir. Bir diğer nedende, mortalite ile ilişkili olan gram-negatif basiller (%4) ve S.aureus (%2.4)'un Carratala'nın çalışmasında düşük oranda saptanmış olması olabilir. Çalışmamızdaki SBİP mortalite oranı, literatürdeki bir diğer çalışma olan Micek ve arkadaşlarının yaptığı çalışma ile benzer mortalite oranına (%22.4'e karşın %24.6) sahip olduğu gördük (17). Benzer mortalite oranı, iki çalışmanın uygunsuz antibiyotik tedavi oranının (%28.3'e karşın %26.3) birbirine yakın olması ile ilişkili olabilir. Valles ve arkadaşlarının TGP, SBİP ve bağışıklığı baskılanmış hastalarda gelişen pnömonili hastaları karşılaştırdıkları 726 hastayı içeren çalışmada bağışıklığı baskılanmış hastalarda mortalite oranı (%38.6) daha yüksek olmasına rağmen SBİP (21.2 %) ve TGP (%18.4) gruplarında benzer oranda mortalite geliştiği saptanmıştır (18). Türkiye'de yapılan çok merkezli çalışmada da SBİP grubunda mortalite oranı (%8.7 ile %5.7) yüksek olsada istatistiksel farklılık saptanmamıştır (10).

Çalışmamızda ortalama hastanede yatış süresi SBİP'te 12.7 ± 1.1 gün, TGP'de ise 7.8 ± 0.5 gündü (p <0.05). Gündüz ve arkadaşlarının çalışmasında da SBİP olgularında yatış süresinin daha uzun olduğu görülmüştür (8.6 ± 5.5 ile 7.5 ± 6.1 gün, p= 0.03). SBİP maliyeti ile ilgili ülkemizde yapılan ilk değerlendirme olan çalışmamızda, ortalama yatış maliyetleri SBİP'te 4150.6 ± 892 TL iken, TGP'de 2078.7 ± 571 TL idi. Hem yatış süresi, hem de maliyeti SBİP'te istatistiksel olarak anlamlı yüksek saptadık. ABD'den yapılan hem maliyetin hem de hastanede yatış süresinin değerlendirildiği bir çalışmada, toplam 4543 kültür pozitif pnömoni olgusu değerlendirilmiş. SBİP'li olguların ortalama hastanede kalış süresi 8.8 gün, TGP'li olguların ise 7.5 gün imiş. SBİP'li olguların hastanede kalış maliyeti 27.647 USD iken, TGP'lilerin ise 25.218 USD imiş. Hem maliyet, hem de hastanede kalış süresi SBİP grubunda istatistiksel olarak anlamlı yüksek saptanmış (p< 0.001) (2). Labelle ve arkadaşlarının kültür pozitif ve negatif 870 SBİP olgusunu karşılaştırdığı başka bir çalışmada, hastanede kalış süresi kültür pozitif ve negatif SBİP'li olgularda sırasıyla 12.1 ve 6.7 gün olarak saptanmış (16). Kültür pozitifli grupta hastanede kalış süresi istatistiksel olarak anlamlı yüksek imiş (p< 0.001). Türkiye'de yapılan çalışmada hastanede yatış süresi SBİP'de TGP'ye göre (14.4 ± 11.4'e karşın 10.7 ± 7.9) yüksek saptanmıştır (9). Ewig ve arkadaşlarının CAPNETZ veri tabanında yer alan TGP ile SBİP hastalarını prospektif olarak karşılaştırdıkları çalışmada hastalık ağırlığının SBİP hastalarında daha fazla olduğu görülmüş (19). Gruplar arasında benzer oranda mekanik ventilasyon ihtiyacı olduğu, etiyolojide her ki grupta en sık patojenin S.pneumonia olmasına rağmen kısa ve uzun dönem mortalitenin SBİP grubunda belirgin yüksek olduğu (%26.6'ya %7.2 ve %43.8'e %14.6) saptanmıştır. Polverino ve arkadaşlarının İspanya'da yaptıkları çalışmada SBİP ve TGP gruplarında benzer etiyolojik ajan (SBİP ve TGP: S. pneumoniae: %51 ile %55; virüs: %22 ile %12; Legionella: %4 ile %9; gram-negatif basil: %5 ile %4; P. aeruginosa: %4 ile %1) saptanmış (20). SBİP grubunda mortalite oranında (1 aylık: SBİP, %12; TGP %5; 1 yıllık: SBİP, %24; TGP, %9), hastanede yatış süresinde (9 ile 7 gün), bir aylık tedavi başarısızlığı (%5.5 ile %1.5) ve hastaneye tekrar başvuruda (%18 ile %11) daha yüksek olduğu görülmüştür (p< 0.005).

Çalışmamızın retrospektif, tek merkez verilerinin incelenmiş olması ve az sayıda hasta grubunda yapılmış olması temel kısıtlılıklarıdır. Bu nedenle çok merkezli geniş hasta grubunu içeren çalışmalara ihtiyaç vardır.

Sonuç olarak, SBİP'li hastaların hasta özellikleri, komorbid durumları, etken mikroorganizmaları, yatış süreleri, maliyetleri ve prognozları TGP grubundan farklıdır. Bu nedenle pnömoni tanısı konulan hastalar SBİP risk faktörleri açısından sorgulanmalı ve ampirik antibiyotik tedavisi başlanırken geniş spektrumlu (dirençli mikroorganizmaları kapsayacak şekilde) antibiyotikler tercih edilmelidir.

ÇIKAR ÇATIŞMASI

Bildirilmemiştir.

KAYNAKLAR

  1. American Thoracic Society; Infectious Diseases Society of America. Guidelines for the management of adults with hospital-acquired, ventilator-associated and health care associated pneumonia. Am J Respir Crit Care Med 2005;171:388-416.
  2. Kollef MH, Shorr A, Tabak YP, Gupta V, Liu LZ, Johannes RS. Epidemiology and outcomes of health-care-associated pneumonia: results from a large US database of culture-positive pneumonia. Chest 2005;128:3854-62.
  3. Restrepo MI, Anzueto A. The role of gram-negative bacteria in healthcare associated pneumonia. Semin Respir Crit Care Med 2009;30:61-6. doi: 10.1055/s-0028-1119810.
  4. Shorr AF, Zilberberg MD, Micek ST, Kollef MH. Prediction of infection due to antibiotic-resistant bacteria by select risk factors for health care-associated pneumonia. Arch Intern Med 2008;168:2205-10. doi:10.1001/archinte.168.20. 2205.
  5. Fine MJ, Auble TE, Yealy DM, Hanusa BH, Weissfeld LA, Singer DE, et al. A prediction rule to identify low-risk patients with community-acquired pneumonia. N Engl J Med 1997;336:243-50.
  6. Lim WS, van der Eerden MM, Laing R, Boersma WG, Karalus N, Town GI, et al. Defining community acquired pneumonia severity on presentation tohospital: an international derivation and validation study. Thorax 2003;58:377-82.
  7. Watanabe M, Kato K, Takeda K, Konishi T, Kurai J, Tatsukawa T, et al. Difference of health-care associated pneumonia between large hospitals and small hospitals in Japan. J Med Invest 2011;58:67-74.
  8. Carratala J, Mykietiuk A, Fernandez-Sabe N, Suárez C, Dorca J, Verdaguer R, et al. Health care-associated pneumonia requiring hospital admission: epidemiology, antibiotic therapy and clinical out comes. Arch Intern Med 2007;167:1393-9.
  9. Taşbakan MS, Bacakoğlu F, Başoğlu ÖK, Gürgün A, Başarık B, Citim Tuncel S, et al. Sağlık bakımı ile ilişkili pnömoni ve toplum kökenli pnömoni tanıları ile hastanede yatan olguların karşılaştırılması. Tuberk Toraks 2011;59:348-54.
  10. Gündüz C, Taşbakan S, Sayıner A, Sakar Coskun A, Durmaz F, Cilli A, et al. Comparison of health care associated pneumonia and community acquired pneumonia in Turkish Thoracic Society pneumonia database. ERJ 2014;44(Suppl 58):S2524.
  11. Micek ST, Kollef KE, Reiceley RM, Roubinian N, Kollef MH. Health care associated pneumonia and community-acquired pneumonia: a single-center experience. Antimicrob Agents Chemother 2007;51:3568-73.
  12. Venditti M, Falcone M, Corrao S. Licata G, Serra P. Outcomes of patients hospitalized with community-acquired, health care-associated and hospital-acquired pneumonia. Ann Intern Med 2009;150:19-26.
  13. Jung JY, Park MS, Kim YS, Park BY, Kim SK, Chang J, et al. Healthcare-associated pneumonia among hospitalized patients in a Korean tertiary hospital. BMC Infectious Dis 2011;11:61. doi: 10.1186/1471-2334-11-61.
  14. Shindo Y, Sato S, Maruyama E, Ohashi T, Ogawa M, Hashimoto N, et al. Health-care-associated pneumonia among hospitalized patients in a Japanese community hospital. Chest 2009;135:633-40. doi: 10.1378/chest.08-1357.
  15. Park HK, Song JU, Um SW, Koh WJ, Sun GY, Chung MP, et al. Clinical characteristics of health care-associated pneumonia in a Korean teaching hospital. Respir Med 2010;104:1729-35. doi: 10.1016/j.rmed.2010.06.009.
  16. Taylor SP, Taylor BT. Health care-associated pneumonia in haemodialysis patients: clinical outcomes in patients treated with narrow versus broad spectrum antibiotic therapy. Respirology 2013;18:364-8.
  17. Labelle AJ, Arnold H, Reichley RM, Micek ST, Kollef MH. A comparison of culture-positive and culture-negative health care-associated pneumonia. Chest 2009;137:1130-7. doi: 10.1378/chest.09-1652.
  18. Fine MJ, Auble TE, Yealy DM, Hanusa BH, Weissfeld LA, Singer DE, et al. A prediction rule to identify low-risk patients with community-acquired pneumonia. N Engl J Med 1997;336:243-50.
  19. Polverino E, Torres A, Menendez R, Cillóniz C, Valles JM, Capelastegui A, et al. Microbial aetiology of health care associated pneumonia in Spain: a prospective, multicentre, case-control study. Thorax 2013;68:1007-14.
  20. Valles J, Martin-Loeches I, Torres A, Diaz E, Seijas I, López MJ, et al. Epidemiology, antibiotic therapy and clinical out comes of health care-associated pneumonia in critically ill patients: a Spanish cohort study. Intensive Care Med 2014;40:572-81. doi: 10.1007/s00134-014-3239-2.

Yazışma Adresi (Address for Correspondence)

Dr. Burcu KARABOĞA

Ağrı Devlet Hastanesi, Göğüs Hastalıkları Kliniği,

AĞRI - TURKEY

e-mail: burcuclnk@yahoo.com

Yazdır