Yazdır

KISA RAPOR
SHORT REPORT

Doi: 10.5578/tt.7154
Tuberk Toraks 2014;62(1):51-67

Geliş Tarihi/Received: 01.01.2014 • Kabul Ediliş Tarihi/Accepted: 28.01.2014

Ağır Astım Tedavisi: Uzman Görüşü

Haluk TÜRKTAŞ1, Sevim BAVBEK2, Gülfem ÇELİK2, Tunçalp DEMİR3, Bilun GEMİCİOĞLU3, Hakan GÜNEN4,
Esen KIYAN5, Dilşad MUNGAN2, İpek Kıvılcım OĞUZÜLGEN1, Mehmet POLATLI6, Sevgi SARYAL7,
Abdullah SAYINER8, Elif ŞEN7, Nurhayat YILDIRIM3, Füsun YILDIZ9, Arzu YORGANCIOĞLU10


1 Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Ankara, Türkiye

1 Department of Chest Diseases, Faculty of Medicine, Gazi University, Ankara, Turkey

2 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, İmmünoloji Allerji Bilim Dalı, Ankara, Türkiye

2 Division of Immunology Allergy, Department of Chest Diseases, Faculty of Medicine, Ankara University, Ankara, Turkey

3 İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye

3 Department of Chest Diseases, Faculty of Cerrahpasa Medicine, Istanbul University, Istanbul, Turkey

4 Sağlık Bakanlığı Süreyyapaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Göğüs Hastalıkları Kliniği, İstanbul, Türkiye

4 Clinic of Chest Diseases, Ministry of Health Sureyyapasa Training and Research Hospital, Istanbul, Turkey

5 İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye

5 Department of Chest Diseases, Faculty of Istanbul Medicine, Istanbul University, Istanbul, Turkey

6 Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Aydın, Türkiye

6 Department of Chest Diseases, Faculty of Medicine, Adnan Menderes University, Aydin, Turkey

7 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Ankara, Türkiye

7 Department of Chest Diseases, Faculty of Medicine, Ankara University, Ankara, Turkey

8 Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, İzmir, Türkiye

8 Department of Chest Diseases, Faculty of Medicine, Ege University, Izmir, Turkey

9 Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Kocaeli, Türkiye

9 Department of Chest Diseases, Faculty of Medicine, Kocaeli University, Kocaeli, Turkey

10 Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Manisa, Türkiye

10 Department of Chest Diseases, Faculty of Medicine, Celal Bayar University, Manisa, Turkey

ÖZET

Ağır Astım Tedavisi: Uzman Görüşü

Ağır astım tüm astımlı hasta popülasyonunun yaklaşık %10'unu oluşturur. Astım kontrolünün sorun olduğu bu grup hastalarda acil servis başvuruları, hastane yatışları, iş-güç kayıpları yüksek oranlarda görülür. Dolayısıyla tedavi maliyetleri çok yüksektir ve tüm astım maliyetinin %50'si bu grup için harcanmaktadır. Genellikle yüksek doz inhaler steroid ve uzun etkili beta-2 agonist kombinasyonu ile kontrol altına alınamayan bu grup hastalarda farklı tedavi seçenekleri denenmektedir. Bu kısa raporda güncel literatür verileri derlenerek standart tedaviye dirençli ağır astımlı hastalarda tedavi seçenekleri ülkemiz koşulları da göz önüne alınarak tartışılmış ve günlük klinik pratik için önerilerde bulunulmuştur.

Anahtar kelimeler: Ağır astım; tedaviye dirençli astım; uzman görüşü

SUMMARY

Treatment of Severe Asthma: Expert Opinion

Severe asthmatics account 10% of the all asthmatic population. Those asthmatics whose disease is inadequately controlled account for up to half of the cost for asthma, because they have more emergency room visits, more hospital admission and greater absenteeism from work. New therapeutic options were tried in those patients whose asthma was uncontrolled with standart high dose inhaled corticosteroid and long acting beta-2 agonsit combination therapy. In this paper taking into account the conditions of our country, current literature was reviewed and treatment options was discussed and graded recommendations are made for daily clinical practice in patients with severe treatment-refractory asthma.

Key words: Severe asthma; treatment-refractory; expert opinion

YÖNTEM

Tedaviye dirençli ağır astım tedavisi konusunda yapılmış bilimsel çalışmalar taranmış, elde edilen yayınlar erişkin astımı ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) konularında uzman olan 16 kişilik panelist grup tarafından kanıt kalitesi açısından değerlendirilmiş ve GRADE (Grading of Recommendations, Assessment, Development and Evaluation) (1) sistematiği çerçevesinde tedavide kullanılan her bir ilaç veya yöntemin kanıt düzeyi, etki ve yan etkileri ile maliyeti de göz önüne alınarak ülkemiz koşullarında kullanılıp kullanılmayacağı konusunda oylama yapılmıştır. Oylama sonucuna göre de "pozitif" ya da "negatif" ve "kuvvetli" ya da "zayıf olarak" önerilerde bulunulmuştur (Tablo 1).


Tablo 1

Kanıtların Kalitesi

Yüksek: İyi planlanmış ve yürütülmüş randomize klinik çalışmalardan elde edilen sonuçlar.

Orta: Az sayıda hasta içeren, daha düşük kalitede randomize klinik çalışmalardan elde edilen sonuçlar.

Düşük: Gözlemsel çalışmalardan (Kohort ve olgu kontrol) elde edilen sonuçlar.

Çok düşük: Olgu serisi, uzman görüşü.

Kanıtların Değerlendirilmesi

Yüksek: Bundan sonra yapılacak çalışmaların bu konudaki görüşümüzü değiştirme olasılığı çok düşüktür.

Orta: Bundan sonra yapılacak çalışmaların bu konudaki görüşümüze önemli etkisi olabilir, hatta görüşümüzü değiştirebilir.

Düşük: Bundan sonra yapılacak çalışmaların bu konudaki görüşümüze önemli etkisi olacaktır ve görüşümüzü değiştirme olasılığı çok yüksektir.

Çok düşük: Halen var olan bu konudaki görüşümüz çok yetersizdir, görüş oluşturabilmek için daha çok çalışmaya gereksinim vardır.

Öneriler

Kuvvetli öneri: Hastaların büyük çoğunluğu önerilen yöntem ya da tedavinin yapılmasını ister, sadece küçük bir azınlık istemez. Bu öneriler sağlık politikaları, geri ödemeler vb. için yol gösterici olur.

Zayıf öneri: Yeterli derecede bilgilendirilirse bu durumdaki kişilerin çoğunluğu önerilen yöntem ya da tedavinin yapılmasını ister, ancak bir çoğu da istemeyebilir. Hastanın kendi kararını verebilmesi için ayrıntılı bilgi vererek hastaya yardımcı olmak gerekir. Bu önerilerin yol gösterici olabilmesi için daha çok tartışma ve veriye gereksinim duyulur.

Pozitif öneri: Kuvvetli ya da zayıf olarak söz konusu tedavi veya işlemin yapılmasını önerir.

Negatif öneri: Kuvvetli ya da zayıf olarak söz konusu tedavi veya işlemin yapılmamasını önerir.

AĞIR ASTIM

Ağır Astım Tanımı (2)

Günümüzde "ağır astım" yüksek doz inhaler steroid ile birlikte ikinci bir kontrol edici ilaç (Uzun etkili beta-agonist, lökotrien reseptör antagonisti veya teofilin) ve/veya önceki yıla göre > %50'den fazla kullanılan oral steroide rağmen kontrol edilemeyen astım olarak tanımlanır.

Burada yüksek doz inhaler steroid olarak kastedilen flutikazon propionat > 1000 μg veya buna eşdeğer diğer inhaler steroid dozlarıdır. Kontrol edilemeyen astım ise aşağıdaki kriterlerden herhangi birinin varlığı olarak kabul edilmektedir:

Yetersiz semptom kontrolü: ACQ > 1.5 veya ACT < 19 (veya NAEPP kılavuzuna göre "not well controlled" olması.

Sık atak: Bir önceki yıl iki veya daha fazla sistemik steroid tedavisi almış olması (her birinde üç günden fazla).

Ağır atak: Bir önceki yıl en az bir kez hastane yatışı, yoğun bakım ünitesine yatış veya mekanik ventilasyon gereksinimi olması.

Persistan hava akımı kısıtlaması: Prebron-kodilatör FEV1'in beklenenin %80'in altında olması.

Yukarıda tanımı yapılan ağır astımlı hastalar genellikle iki başlık altında sınıflandırılırlar; sorunlu astım ve tedaviye dirençli astım.

Ağır astım sınıflaması (2)

1. Sorunlu astım:

Yanlış tanı,

Hasta uyumsuzluğu,

Tedavi edilmemiş komorbiditeler,

En az üç ay bir astım uzmanı tarafında tedavi ve takip edilmemiş olması.

2. Tedaviye dirençli astım:

Yüksek doz standart tedaviye rağmen,

Kontrol altına alınamamış veya,

Ancak yüksek doz tedavi ile kontrolü devam ettirilebilen.

Standart tedaviyle kontrol altına alınamayan hastalarda "tedaviye dirençli astım" demeden önce mutlaka astım kontrolünü güçleştiren nedenler gözden geçirilmelidir. Astımda kontrolsüzlüğün en önemli nedeni hastaların ilaçlarını yeterli ve doğru kullanmamalarıdır. Hastalar ilaç kullanımı konusunda tekrar tekrar eğitilmeli ve ilaçlarını doğru ve düzenli kullanmaları sağlanmalıdır. Burada önemli bir nokta hastanın astım tedavisine yanıt verebilmesi için hastalığının astım olması gerekir. Dolayısıyla tedaviye yanıt vermeyen hastalarda vokal kord disfonksiyonu, bronşiyolit, bronşektazi, pulmoner konjesyon, endobronşiyal obstrüksiyonlar, KOAH gibi astımla karışabilen diğer hastalıklar dışlanmalıdır. Ayrıca, astıma eşlik eden ve astım kontrolünü güçleştiren rinit, gastroözefageal reflü, mantar infeksiyonları, ilaçlar, allerjik bronkopulmoner aspergillozis (ABPA), vaskülitler gibi hastalıklar da saptanıp tedavi edilmelidir. Son olarak da tedaviye dirençli astım demeden önce hastanın bir astım merkezinde en az üç ay boyunca konunun uzmanı hekimler tarafından takip ve tedavi edilmeleri gerekmektedir.

Tüm bu yapılanlara rağmen hasta yüksek doz standart astım tedavisiyle kontrol altına alınamıyorsa ya da ancak yüksek doz tedaviyle kontrol devam ettirilebiliyor ve ilaç dozları azaltılamıyorsa bu grup hastalara da "tedaviye dirençli astım" denmektedir.

Tedaviye Dirençli Ağır Astım Tedavisi

Uluslararası astım tanı ve tedavi kılavuzları ağır astım tedavisinde ilk seçenek ilaçların inhaler steroid ve uzun etkili beta-agonist kombinasyonu olduğunu vurgulamaktadır. Hasta uyumunun daha yüksek olması ve inhaler steroidsiz tek başına uzun etkili beta-2 agonist kullanımının önlenmesi için her iki ilacın fiks kombinasyonlarının kullanılması önerilmektedir. Astımlı hastaların büyük çoğunluğu inhaler steroid uzun etkili beta-agonist kombinasyon tedavisine iyi yanıt verir. Ağır astımlı hastalarda steroid duyarlılığı azalmış olabilir. Yüksek doz inhaler steroide yanıt alınamayan bir grup hastada sistemik steroide daha iyi yanıt alınabilir. Ancak obezite, sigara kullanımı, noneozinofilik inflamasyonun varlığı steroide olan yanıtın azalmasına neden olur.

Bu derlemede tedaviye dirençli astımlı hastalarda güncel tedavi seçenekleri tartışılacak ve GRADE sistematiği çerçevesinde önerilerde bulunulacaktır. Kontrolsüz astımın en önemli nedeni olan "sorunlu hastalar" konusundaki öneriler bu yazının kapsamı dışında tutulmuştur.

Ayrıntılı literatür taramalarında standart tedaviye dirençli astım tedavisi konusunda yapılmış çok az sayıda kanıt düzeyi yüksek, randomize klinik çalışma bulunabilmiştir. Dolayısıyla birçok öneri hafif ve orta ağırlıktaki astımlı hastaların tedavi çalışmalarından elde edilen sonuçlara göre indirekt olarak yapılmıştır.

Standart tedaviye dirençli astım tedavisi kesin sınırlarla ayrılmamakla birlikte iki başlık altında toparlanabilir: Nonfenotipik tedavi ve fenotipik tedavi. Nonfenotipik tedavi, hastalığın özelliklerine bakılmaksızın standart tedaviye yanıt vermeyen tüm ağır astımlı hastalarda denenebilecek tedavi seçenekleridir. Fenotipik tedavi ise bazı özellikleri olan hasta alt gruplarında daha iyi yanıt alınması beklenen tedavilerdir. Lökotrien antagonistleri, teofilin, tiotropium nonfenotipik tedavi için, allerjik astımlı hastada anti-IgE, obez hastada kilo verme, persistan eozinofilisi ve ağır atakları olan hastada anti-IL-5'te fenotipik tedavi için örnek ilaçlar olarak kabul edilebilir.

Astım tedavisinin temel hedefi astımın kontrol altına alınmasıdır. Astım kontrolü klinik kontrolün sağlanması ve gelecek risklerin önlenmesi anlamına gelmektedir. Verilen tedaviyle günler haftalar içerisinde hastanın semptomlarında azalma, solunum fonksiyonlarında düzelme, kurtarıcı ilaç kullanımında azalmalar olur, buna klinik kontrol denir. Klinik kontrolün sağlanması hastanın yaşam kalitesini artırır. Uygun tedaviyle uzun dönemde, aylar, yıllar içerisinde riskler de azalır. Burada risk denince kastedilen astım atakları, solunum fonksiyon kayıpları, ilaç yan etkileri ve astımın instabilitesidir. Astımda gelecek riskler hastalığın prognozunu belirler. Gelecek risklerin azalmaması kötü prognoz göstergesidir. Genelde klinik kontrol ile gelecek riskler arasında bir ilişki vardır. Bir hastada uygun tedaviyle yeterli klinik kontrol sağlanırsa gelecek riskler de azalır. Yani bir hasta ne kadar az semptomatikse, solunum fonksiyon testleri ne kadar normalse o kadar az atak görülürken, ne kadar çok semptomu varsa o kadar sık atak görülmektedir. Bu doğrudan ilişki nedeniyle tedavi kılavuzları astım tedavisinin ayarlanmasını klinik kontrole göre yapılmasını önerirler. Ancak bazı hastalarda semptomlar ile ataklar arasındaki bu ilişki her zaman olmayabilir. Az semptomu olan hastalarda sık ağır ataklar, çok semptomu olan hastalarda nadir ataklar görülebilir. Dolayısıyla bu grup hastalarda kılavuzların önerdiği standart tedavilerle iyi yanıtlar alınmayabilir. Bu grup hastalara "fenotipik astım kümeleri" denir. Semptom ve atak ilişkisine göre ağır astımlılar üç kümede toplanabilir; sık semptom sık atak, semptom predominant (sık semptom seyrek atak) ve atak predominant (seyrek semptom sık atak) (3). Bu üç kümedeki astımlı hastaların temel özellikleri Şekil 1'de özetlenmiştir. Her bir küme farklı özellikleri olan astımlı hastaları kapsamakla birlikte her zaman bu kümelerdeki hastaların birbirlerinden kesin sınırlarla ayrılması mümkün değildir ve sıklıkla örtüşmeler görülebilmektedir. Standart tedaviye dirençli ağır astımlı hastalarda fenotipik kümesel yaklaşımlar hastalarda daha rasyonel tedavi seçimini ve tedaviye daha iyi yanıt alınmasını sağlayabilmektedir. Farklı ağır astım fenotiplerinde tedavi seçenekleri de Şekil 2'de özetlenmiştir.


Şekil 1

Şekil 2

Sık semptom sık atak: Erken yaşta başlayan, atopi öyküsü olan, kadın ağırlıklı hastalardır. Genellikle ailede astım, atopi öyküsü vardır. Sık semptom görülür ve semptomlarla birlikte solunum fonksiyon testlerinde ciddi azalmalar vardır. Balgam ve periferik kan eozinofilisi vardır ve buna paralel olarak ekspirasyon havasında NO düzeyleri (FeNO) yüksektir. Ev hayvanı besleme, bu grupta sıktır. İnhaler steroid tedavisine çok iyi yanıt verirler ancak tedavi uyumunda sorunlar olduğu için kontrolsüz astım oranları, acil servis başvuruları, hastane yatışları oldukça sık görülür.

Sık semptom ve sık ağır atakları olan bu kümedeki hastaların tedavisinde temel sorun inhaler steroidlerin yetersiz dozda verilmesi veya hastaların inhaler steroidlerini düzenli kullanmamalarıdır. Tedavide temel olan, hastaların tedaviye uyumunu sağlamaktır. İdame tedavisi ve semptom giderici olarak inhaler steroid- Formeterol fiks kombinasyonlarının kullanılması (SMART) inhaler steroid açığını kapayacağı için bu grup hastalarda iyi sonuçlar vermektedir. Allerjen duyarlanmasının sık görüldüğü bu grup hastalarda anti-IgE tedavisi de diğer bir seçenektir. Bu kümedeki hastalarda hava yolu inflamasyonu tipik olarak Th2 lenfosit aracılıklıdır, dolayısıyla anti-IL-13, anti-IL-4 gibi Th2 yolağına yönelik biyolojik ajanlar gelecekte tedavi protokollerine girecektir. Ayrıca, bu kümedeki hastalarda fungus infeksiyonları da sık görülür. Antifungal ilaçlar sadece kanıtlanmş ABPA'sı olan hastalarda kulanılmalıdır, bunun dışında rutin olarak kullanılmamalıdır.

Semptom predominant: Solunum fonksiyon testleri ile uyumlu ya da uyumsuz sık semptomu olan ancak nadir ağır atakları olan hastaların kümesidir. Genellikle ileri yaşta başlayan, postmenopozal obez kadın hastaların bulunduğu gruptur. Sigara içimi bu grupta daha yüksek orandadır. Balgam ve periferik kanda eozinofili sık görülmez. Nötrofilik hava yolu inflamasyonu daha ön plandadır. FeNO düşüktür. Dolayısıyla inhaler ya da sistemik steroide iyi yanıt vermezler.

Semptom predominant astım kümesindeki hastalarda hava yolu inflamasyonunun noneozinofilik olması nedeniyle streroide yanıt çok iyi olmayabilir, bu nedenle kontrol altına alınamayan bu grup hastalarda steroid dozunu artırmamak gerekir. Ağır ataklar seyrek ve semptom sık olduğu için daha çok semptoma yönelik tedaviler ön plana çıkmaktadır. Bu gruptaki obez hastalarda öncelikli hedef hastanın kilo vermesini sağlamaktır. Sık infeksiyon öyküsü olanlarda makrolid antibiyotikler, standart tedaviyle kontrol altına alınamayan hastalarda bronşiyal termoplasti denenebilir.

Atak predominant: Bu kümedeki hastaların en önemli özellikleri sık semptom olmaksızın ağır ataklarla seyretmesidir. Genellikle ileri yaşlarda başlayan, eozinofilik ve nonatopik erkek hastalar bu gruptadır. Yüksek doz inhaler, hatta sistemik steriod tedavisine rağmen periferik kanda ya da balgamda eozinofili devam eder. Aspirin duyarlılığının, nazal polip ve kronik sinüzitin en sık görüldüğü hastalar bu gruptadır. Küçük hava yolu tutulumu ve fiks hava yolu obstrüksiyonu da bu grup hastalarda sıktır.

Yüksek doz inhaler steroide iyi yanıt vermeyen, sık atak ve persistan eozinofili ile giden bu grup hastalarda parenteral depo steroid ile yanıt alındığını gösteren çalışmalar vardır. Eozinofilik inflamasyonu tedavi eden anti-IL-5 gibi biyolojik ajanlar ümit vadetmektedir ancak henüz klinik kullanıma sunulmamıştır. Analjezik intoleransının yüksek oranda görüldüğü bu grup hastada aspirin desensitizasyonu da önemli bir tedavi seçeneği olabilir.

Günümüzde tedaviye dirençli ağır astımlı hasta grupları ve bu gruplardaki tedavi seçenekleri hakkında genel bilgiler verildikten sonra sözü edilen her bir tedavi için kanıt düzeyleri, panelistlerin görüşleri, öneriler ve yorumlar belirtilecektir.

Soru: Tedaviye dirençli ağır astımlı hastalarda lökotrien reseptör antagonistleri (LTRA) kullanılmalı mı?

Tedaviye dirençli ağır astımlı hastalarda inhaler steroid, uzun etkili beta-agonist kombinasyonuna LTRA eklenmesini araştıran yayınlanmış çalışma bulunamamıştır. Ancak orta, ağır astımlı hastalarda inhaler steroide LTRA eklenmesiyle yapılan birkaç çalışmada klinik ek yarar sağlandığı gösterilmiştir (4). İnhaler steroide uzun etkili beta-2 agonist ya da LTRA eklenmesini araştıran çalışmalarda uzun etkili beta-agonistler daha etkin bulunmuştur (5,6). Aspirin duyarlı astımlı hastalarda inhaler steroide LTRA eklenmesinin daha iyi astım kontrolü sağladığını gösteren çalışmalar vardır (7,8).

Öneri ve yorum: Tedaviye dirençli ağır astımlı hastalarda inhaler steroid, uzun etkili beta-2 agonist kombinasyonuna LTRA eklenmesini araştıran çalışma yoktur, ancak hafif orta ağırlıktaki astımlılarda yapılan çalışma sonuçlarından çıkarımlar yapılabilir. Dolayısıyla "kanıt düzeyi düşüktür". Tüm kılavuzlarda ilk üç basamakta inhaler steroide alternatif ikinci seçenek ilaç olarak kabul edilen LTRA'ların ağır astım hastalarda ek tedavide kullanılması "kuvvetli pozitif" olarak kabul edilmiştir. Panel üyelerinin 14'ü evet, biri çekimser oy kullanmıştır. Özellikle aspirinle indüklenen astımlı hastalarda önerilebilir.

Soru: Tedaviye dirençli ağır astımlı hastalarda teofilin kullanılmalı mı?

Tedaviye dirençli ağır astımlı hastalarda inhaler steroid, uzun etkili beta-2 agonist kombinasyonuna teofilin eklenmesini araştıran yayınlanmış çalışma bulunamamıştır. Orta ağırlıktaki astımlı hastalarda inhaler steroide teofilin eklenmesinin daha iyi astım kontrolü sağladığını gösteren çalışmalar vardır (9,10). Sigara içen astımlı hastalarda düşük doz inhaler steroide teofilin eklenmesiyle daha iyi astım kontrolü sağlanmıştır (11). Bu da sigaranın neden olduğu HDAC süpresyonuna bağlı steroide duyarlılığındaki azalmanın teofilin tarafından ortadan kaldırılmasıyla açıklanabilmektedir (12).

Öneri ve yorum: Tedaviye dirençli ağır astımlı hastalarda inhaler steroid, uzun etkili beta-2 agonist kombinasyonuna teofilin eklenmesini araştıran çalışma yoktur. Dolayısıyla "kanıt düzeyi düşüktür". Orta, ağır astımlılarda yapılan çalışma sonuçlarından çıkarımlar yapılabilir. Panel üyelerinin 15'inin evet oyu ile "zayıf pozitif" olarak önerilmiştir. Sigara içen veya steroide direnç düşünülen hastalarda öncelikle önerilir.

Soru: Tedaviye dirençli ağır astımlı hastalarda tiotropium kullanılmalı mı?

Astım ataklarında rutin kullanılan kısa etki antikolinerjiklerden (ipratropium bromide) sonra, düz kas kontraksiyonunu ve mukus sekresyonunu inhibe eden, uzun etkili antikolinerjikler (tiotropium bromide) KOAH tedavisinde yıllardır yerini almıştır (13). İpratropium bromide'in astım ataklarında kısa etkili beta-agonistlere ek olarak kullanılmasının ek bronkodilastasyon sağladığı bilinmektedir. Uzun etkili antagonistlerin astım idame tedavisinde kullanımına dair randomize kontrollü çalışmalar ise son birkaç yıl içinde yayınlanmaya başlamıştır.

2010 yılında "Asthma Clinical Research Network (ACRN)" tarafından yürütülen, düşük doz inhaler steroidle kontrol altında olmayan astımlı hastalara eklenen tiotropiumun etkilerinin araştırıldığı çalışma 210 astımlı hastada yürütülmüştür. Bu çalışmada inhaler steroid dozunun iki katına çıkarılmasının etkisi, tedaviye salmeterol veya tiotropium eklenmesiyle karşılaştırılmıştır. Bir yıl sonunda PEF, FEV1, astımın kontrol altında olduğu günler ve gündüz semptomlarına bakılarak, tedaviye eklenen tiotropiumun inhaler steroid dozunun iki katına çıkarılmasından üstün, salmeterole göre benzer etkinliği olduğu gösterilmiştir (14).

Orta ağır astımlılardaki ilk çalışma ise Bateman ve arkadaşları tarafından yapılmıştır. Beta-2 adrenerjik reseptör gen polimorfizmi olan (B16 Arg/Arg), inhaler steroidle kontrol altında olmayan orta ağır astımlılarda tiotropiumla, plasebodan üstün, salmeterole benzer solunum fonksiyon testi düzelmeleri görülmüş, her üç grupta da benzer oranda istenmeyen etki görülmüş, tiotropiumun basamak artırmada salmeterole alternatif olabileceği sonucuna varılmıştır (3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13,14,15). Sonraki yıllarda ise daha ağır astımlı hastalardaki yeri değerlendirilmiştir.

Ortalama FEV1 değerleri %58 olan, en az iki kontrol edici astım tedavisi kullanan kontrolsüz ağır astımda tiotropiumun iki farklı dozunun (5-10 mcg) değerlendirildiği diğer bir randomize çalışmada ise her iki dozun da plaseboya göre anlamlı olarak solunum fonksiyon testlerini düzelttiği, astım ilişkili sağlık durumu ve semptomlar açısından ise gruplar arası fark olmadığı gösterilmiştir (16).

Standart kombinasyon tedavisi kontrol altına alınamayan astımlılarda tiotropiumun etkinliğinin değerlendirildiği en geniş çalışmada, ortalama FEV1 değeri %54 olan 912 astımlı hastada, inhaler steroid ve salmeterol kombinasyonuna eklenen tiotropiumun plaseboya göre bir yıl sonunda yan etki riskini artırmadan sistemik steroid gerektiren astım ataklarını azalttığı, solunum fonksiyon testlerini iyileştirdiği gözlenmiştir (17).

Hangi astımlı olguların tiotropiuma daha iyi yanıt verdiğini araştıran çalışmalarda, düşük FEV1 değeri olanların, FEV1/FVC oranı düşük hastaların, genç olguların, erkeklerin, geçmişte pasif veya aktif sigara öyküsü olanların, beta-agonist ile reverzibilitesi daha fazla olanların, amfizemi olan astımlıların tiotropiuma daha iyi yanıt verdikleri gösterilmiştir (16,17,18,19).

Altı randomize kontrollü çalışmada 1648 kontrolsüz astımlı hastada tiotropiumun etkilerinin değerlendirildiği meta-analizde ise tiotropiumun yan etki oranında artışa neden olmadan plaseboya göre solunum fonksiyonlarını anlamlı düzelttiği, kurtarıcı ilaç gereksinimi azalttığı ancak gece semptomlarına etkisi olmadığı gösterilmiştir (20).

Öneri ve yorum: Tedaviye dirençli ağır astımlı hastalarda tiotropiumun kullanımı konusundaki çalışma ve olgu sayısının kısıtlı olması nedeniyle "kanıt düzeyi düşük" bulunmuştur. Yapılan oylamada 12 kişi "evet", bir kişi "hayır", iki kişi de "çekimser" oy kullanmıştır. Dördüncü basamak ve daha ağır astımlı hastalarda, özellikle sigara öyküsü olan olgularda standart tedaviye ek olarak kullanılması "kuvvetli pozitif" olarak önerilir. Güvenlik açısından astımlı hastalarda çalışma sayısı az olduğundan kesin yorum yapılamamakla birlikte KOAH'lı hastalarda yapılan kapsamlı güvenlik çalışmaları dikkate alındığında kardiak sorunları olan hastalarda dikkatli takip önerilir.

Soru: Tedaviye dirençli ağır astımlı hastalarda inhaler steroid, formoterol fiks kombinasyonu ilaçlar idame tedavisi ve kurtarıcı olarak (SMART) kullanılmalı mı?

İnhaler steroid + formoterol fiks kombinasyonunun düzenli sabah akşam idame tedavisi ve aynı zamanda bu kombinasyonun astım semptomları olduğu zaman semptom giderici olarak kullanılması yöntemine "Single Inhaler for Maintenance and Reliever Therapy (SMART)" konsepti denir. Astım atakları genellikle atak öncesi semptomlarda artışları takiben ortaya çıkar, yani artmış semptomlar gelecek atağın habercisidir. Bu tedavi konsepti atak öncesi artan semptomları hızlı etkili bir beta-agonist olan formoterol ile giderirken, bu arada artan dozlarda inhaler steroid vererek gelecek atakların önlenmesi mantığına dayanır. Budesonid ve formoterol fiks kombinasyonuyla yapılmış, on binlerce hastayı içeren SMART çalışmaları vardır (21,22,23,24,25,26,27). Tüm bu çalışmalarda inhaler steroid + uzun etkili beta-agonist kombinasyonu idame tedavisi ve kısa etkili beta-agonistin semptom giderici olarak kullanıldığı standart tedavi yöntemleriyle karşılaştırıldığında astım ataklarında SMART ile anlamlı azalmaların olduğu gösterilmiştir. Benzer şekilde beklometazon ve formoterol fiks kombinasyonu ile de standart tedaviye göre ataklar azalmış bulunmaktadır (28). Ayrıca, yapılan çalışmalarda özellikle artmış semptomlarla birlikte sık ağır atakları olan hastalarda SMART ile ataklarda önemli azalmaların olduğu gösterilmiştir (29,30).

Öneri ve yorum: Standart tedaviye göre SMART ile astım ataklarında anlamlı azalmalar sağlandığı konusunda "kanıt düzeyi yüksek" yayınlar bulunmaktadır. Özellikle sık semptom ve sık atak kümesindeki, inhaler steroide iyi yanıt veren eozinofilik, atopik astımlı hastalarda "kuvvetli pozitif" olarak önerilir. Panel üyelerinin hepsi bu yönde "evet" oyu kullanmıştır.

Soru: Tedaviye dirençli ağır astımlı hastalarda anti-IgE kullanılmalı mı?

Bir monoklonal antikor olan omalizumab, dolaşımdaki serbest IgE'yi bağlar ve IgE'nin yüksek ve düşük afiniteli reseptörlere bağlanmasını önleyerek antiinflamatuvar etkinlik gösterir (31).

Çok merkezli, randomize kontrollü çalışmalar, gözlemsel çalışmalar ve gerçek yaşam verilerinde anlamlı olarak acil başvurularını, atak oranlarını ve oral steroid gereksinimini azalttığı gösterilmiştir (32,33,34,35,36,37,38,39). Astım kontrolünün omalizumab başlanan olgularda ilk altı ay içinde düzeldiği ve altı yıla kadar korunduğunu gösteren gözlemsel çalışmalar vardır (37,38). Semptomların düzeldiğini, kurtarıcı gereksiniminin azaldığını ve FEV1 değerlerinde anlamlı düzelmeler, yaşam kalitesinde anlamlı artışların olduğunu gösteren çalışmalar çoğunluktadır (32,36,37,38,39). Omalizumab tedavisine yanıt genellikle tedavinin 16. haftasından itibaren değerlendirilir ancak bazı hastalarda yanıt daha geç ortaya çıkabilmektedir (40). Tedaviye iyi yanıt veren hasta oranları %50 ile %90 arasında değişmektedir, ancak önceden hangi hastanın daha iyi yanıt vereceğini ön görmek mümkün olmamaktadır (33,35,39).

İlave oral steroid kullanan olgularda da atak düzeylerini kullanmayan olgulardan daha fazla azaltılabildiği gösterilmiştir (41). Sistemik steroidin omalizumab kullanımı sonrasında kesilebildiği ve azaltılabildiği olgular çoğunlukta olmakla birlikte kanıt düzeyi zayıftır (42).

Omalizumab kullanımına bağlı olarak enjeksiyon yerindeki cilt reaksiyonları plaseboya göre daha yüksek bulunmuştur. Binde iki olarak bildirilen anafilaksi dışında kanser, parazitoz, kardiyovasküler, serebrovasküler olaylar vb. gibi ciddi yan etkiler plasebodan farksız bulunmuştur.

Omalizumabın hastane yatışları ve acil başvurularını azaltarak sağlık harcamalarında azalma sağladığını gösteren çalışmalar vardır (43). Ancak maliyet analizleri anti-IgE tedavisinin yüksek maliyetli bir tedavi yöntemi olduğunu göstermektedir (33).

Öneri ve yorum: Ağır allerjik astımlı hastalarda anti-IgE tedavisi çalışmalarının "kanıt düzeyi yüksektir". Ağır allerjik astımlı hastalarda anti-IgE tedavisinin kullanılması yönünde panelistlerin tamamı (16 kişi) evet oyu kullanmıştır. Düzenli yüksek doz inhaler steroid ve uzun etkili beta-agonist kombinasyon tedavisine rağmen kontrol altında alınamayan, 12 yaş ve üzeri, perennial allerjisi olan, total IgE düzeyi 30 IU/mL ile 1500 IU/mL arasında olan allerjik astımlı hastalarda kullanılması "kuvvetli pozitif" olarak önerilir, ancak tedavi maliyetinin yüksek olması da dikkate alınmalıdır.

Soru: Tedaviye dirençli obez, ağır astımlı hastalarda medikal ya da cerrahi kilo verme yöntemleri uygulanmalı mı?

Obezite ve astım halk sağlığı üzerine önemli etkileri olan hastalıklardır. Son yıllarda her iki hastalığın prevalansında paralellik gösteren artışların görülmesi, epidemiyolojik olarak aralarında bir ilişki olabileceğini düşündürmüştür. Beden kitle indeksi (BKİ)'nin 30'un üzerinde olmasının astım riskini 2.7 kat artırdığı yapılan çalışmalarda gösterilmiştir (44). BKİ artışının astıma neden olması konusunda akciğer mekanikleri , immünolojik, genetik, epigenetik, cinsiyet ve hormonal, komorbiditeler, oksidatif stres, inflamasyon, adipokinler, çevresel ve davranışsal ortak faktörler gibi pek çok mekanizma rol oynamaktadır (45). Ancak her astımlı BKİ artışından eşit olarak etkilenmemektedir, burada astımın ortaya çıkış yaşının önemi vurgulanmaktadır. Erken ve geç yaşta ortaya çıkan astımlılarda tedavinin farklı planlanması gerekmektedir (46,47). Geç başlangıçlı astımda kilo verme stratejileri daha çok işe yaramaktadır (48,49).

Obeziteye bağlı astım ayrı bir astım fenotipi olarak belirmektedir. Geç yaş, kadın cinsiyet, daha fazla semptom ve hastalık kontrolünün daha zor olduğu, noneozinofilik hava yolu inflamasyonunun görüldüğü ve kontrol edici ilaçlara daha az yanıt veren bir gruptur (50). Semptomların şiddeti var olan inflamasyonla uyumsuzdur.

Obez astımlılarda tedavi yanıtı yetersiz olmaktadır (51) . Daha yüksek doz steroid gerekmekte bu da yan etkilere yol açmaktadır. Bu nedenle alternatif tedaviler gündeme gelmeli ve hastalara kilo verdirilmelidir. Kilo vermeyle hastalık kontrolünde artış bildiren çalışmalar pek çoktur. FEV1, FVC gibi solunum fonksiyon parametreleri düzelmekte, semptom ve kurtarıcı kullanımında azalma ve yaşam kalitesinde iyileşmeler belirgin olmaktadır, ayrıca astım kontrol testi ile değerlendirilen hastalık kontrolünde de belirgin düzelme görülmektedir (52,53,54) Obeziteye bağlı gelişen uyku bozuklukları (OSAS), tip II diyabet, metabolik sendrom, gastroözefageal reflü (GÖR) gibi komorbiditeler de mutlaka tedavi edilmelidir (55).

BKİ > 40 olan kişilerde kilo verme denenmeli başarılı olunmaz ise ancak bariatrik cerrahi endikasyonu gündeme gelmelidir (55). Bariatrik cerrahi sonrası hem klinik parametrelerde düzelme saptanmakta hem de inflamasyonda belirgin düzelme görülmektedir (47,56) Ayrıca, ilaç kullanımında %50'ye yakın azalmayla hastalık maliyetinde de belirgin düşüş görülmektedir (57).

Son yıllarda yayınlanan iki meta-analizde obezite-astım ilişkisi ve tedavisi konusunda randomize kontrollü çalışmaların azlığı ve daha uzun soluklu çalışmalara gereksinim olduğu vurgulanmaktadır (58,59).

Öneri ve yorum: Tedaviye dirençli, obez, ağır astımlı hastalarda kilo vermenin astım kontrolüne etkisini araştıran çalışmaların kanıt düzeyi "orta düzeyde" bulunmuştur. Obez hastalarda kilo verme konusunda tüm panelistler ortak görüştedir ve "kuvvetli pozitif" olarak önermektedir. Diyet, egzersiz, ilaçlar vb. yöntemler uygulanmasına rağmen kilo veremeyen hastalarda bariatrik cerrahi önerilir. Obezite ile birlikte sık görülen GÖR, OUAS gibi komorbiditeler de tedavi edilmelidir.

Soru: Tedaviye dirençli ağır astımlı hastalarda makrolid antibiyotikler kullanılmalı mı?

Ağır astım heterojen bir hastalık olup eozinofilik ve noneozinofilik fenotipleri vardır. Noneozinofilik astımda inhaler steroid tedavisine çok iyi yanıt alınamaz. Ağır astımda hastalık süresi genellikle daha uzundur, atopi oranı daha düşüktür ve bu hastalar yüksek doz inhaler kortikosteroid (İKS) + uzun etkili beta-2 agonistler ile tedaviye karşın sıklıkla sistemik steroid tedavisine gereksinim duyarlar. Makrolid antibiyotiklerin antimikrobiyal etkilerinin yanı sıra antiinflamatuvar etkileri vardır. Kronik nötrofilik hava yolu hastalıklarında makrolid kullanımının etkili olduğu bildirilmiştir (60). Kontrolsüz astımlı olgularda almakta oldukları tedaviye ek olarak uzun süreli makrolid kullanımının semptomlarda, yaşam kalitesinde, PEF değerlerinde ve hava yolu aşırı duyarlılığında düzelmeye yol açtığı bir meta-analizde bildirilmiştir (61).

Tedaviye dirençli ağır astımlı hastalarda makrolid antibiyotiklerin uzun süreli olarak tedaviye eklenmesine yönelik birkaç çalışma bulunmaktadır.

Simpson ve arkadaşları, randomize çift-kör plasebo kontrollü çalışmalarında ağır astımlı olguların bir grubuna klaritromisin (2 x 500 mg/gün), diğer grubuna plasebo vermişler ve nötrofilik inflamasyon bulgularını ve klinik parametreleri incelemişlerdir. Sekiz haftalık tedavi sonrası balgam IL-8 ve nötrofil düzeylerinde makrolid grubunda belirgin azalma, aynı grupta yaşam kalitesi ölçeklerinde düzelme bulmuşlardır. Ancak çalışma nötrofilik inflamasyon göstergelerini ilk sonlanım noktası olarak aldığından klinik ölçütlerin değerlendirilmesi için yeterince güçlü değildir (62).

Birinci basamakta yürütülen randomize, plasebo kontrollu, çift-kör bir çalışmada ise kontrolsuz astımlı olgular alınmış; bir gruba azitromisin (600 mg/hafta), diğerine plasebo 12 hafta uygulanmış ve bir yıl izlenmişlerdir. Daha ağır astımlı, daha geç başlangıçlı, daha az atopik olan üçüncü bir gruba azitromisin (500 mg/hafta) verilmiş ve bu grup açık olarak takip edilmiştir. Astım semptomlarında, kontrol ve yaşam kalitesi ölçeklerinde birinci ve ikinci grupta düzelme olmazken, daha ağır astımlı olgularda bu parametrelerde anlamlı iyileşme gözlenmiş ve bu düzelme bir yıllık izlem süresince devam etmiştir (63).

Brusselle ve arkadaşları, randomize, çift-kör, plasebo kontrollu, paralel grup, çok merkezli bir çalışma yürütmüşler ve yüksek doz İKS + uzun etkili beta-2 agonist kullanmasına karşın son bir yılda en az iki astım atağı ve/veya solunum yolu infeksiyonu öyküsü olan astımlı hastaları çalışmaya almışlardır. Aktif gruba 26 hafta boyunca, haftada 3 gün 250 mg azitromisin uygulanmış ve öncelikli olarak astım atağı ve solunum yolu infeksiyonu sıklığı araştırılmıştır. Bunlara ek olarak solunum fonksiyon testi (SFT), astım kontrolü, yaşam kalitesi ve güvenlik değerlendirilmiştir. Sonuç olarak ağır astımlılarda tedaviye eklenen altı aylık makrolid tedavisinin atak ve alt solunum yolu infeksiyonu sıklığını azaltmadığı görülmüştür. Ancak noneozinofilik astımlı alt grupta makrolidler ile atak sıklığında belirgin azalma sağlanmıştır. Genel olarak azitromisin uzun süreli kullanımda iyi tolere edilmiştir (64).

Öneri ve yorum: Tedaviye dirençli ağır astımlı hastalarda tedaviye uzun süreli makrolid antibiyotiklerin eklenmesinin etkinliği ile ilgili kanıtlar yetersizdir, "kanıt düzeyi düşüktür". Panel üyelerinden altısı evet, dördü hayır, ikisi çekimser oy kullanmış ve "zayıf negatif öneri" olarak kabul edilmiştir. Noneozinofilik/nötrofilik olgularda, atipik mikroorganizmaların solunum yolu sekresyonlarından izole edildiği olgular ve sık infeksiyon kökenli atak geçirenler geçiren hastalarda denenebilir. Ancak uzun süreli tedavi söz konusu olduğundan makrolidlere direnç gelişimi, kardiyo ve ototoksik yan etkiler göz önünde bulundurulmalıdır.

Soru: Tedaviye dirençli ağır astımlı hastalarda TNF-α antagonistleri kullanılmalı mı?

Sağlıklı bireylere inhale rekombinant TNF-α verilmesi bronş hiperreaktivitesine ve hava yollarında nötrofiliye neden olmuştur (65). Astımlı hastalarda yapılan gözlemsel çalışmalar TNF-α mRNA ve protein düzeylerinin bu hastaların hava yollarında artmış olduğunu göstermiştir (66). Howard ve arkadaşları hafif ve ağır astımlılarda yaptığı bir çalışmada, TNF-α, TNF-α protein ve mRNA ekspresyonunun ağır astımlıların BAL sıvılarında ve bronşiyal biyopsilerinde arttığını gözlemlemiş, yine flow sitometre ile periferik kanda artmış bulunan m TNF-α ve TNF-α reseptör 1 sadece ağır hastalıkta tespit edilmiştir. TNF-α'nın upregülasyonu ağır refrakter astımın bir özelliği olduğu düşünülerek ağır astımda ve özellikle nötrofilik inflamasyonla giden fenotiplerde anti-TNF-α tedavilerine yanıt alınabileceği düşünülmüştür (67).

Etanercept ile ağır astımlılarda yapılan iki plasebo kontrollü çalışmadan biri olan Berry ve arkadaşlarının çalışmasında BHR ve FEV1, düzeyleri ve astım kontrol anketinde düzelmeler saptanırken, Morjoria ve arkadaşlarının çalışmasında sadece astım kontrol testinde anlamlı düzelme bulunmuş, diğer parametreler plasebodan farksız olarak gözlenmiştir (68,69). Holgate ve arkadaşları 132 orta-ağır astımlı hastaya plasebo kontrollü olarak yaptıkları faz II çalışmada 12 hafta süreyle etanercept (25 mg sc) ve plasebo kullanmışlardır. İzlenen veriler, beklenen prebronkodilatör FEV1 yüzdesi, astım kontrol anketi, astım atakları ve bronş hiperreaktivitesi olup sonuçlar plasebo ile karşılaştırıldığında farklılık saptanmamıştır. Çalışma süresince etanercept iyi tolere edilmiş ama astımlı hastalarda çok önemli bir yarar sağlanamamıştır. Araştırmacılar bu yüzden de astım tedavisinde yerinin olup olmayacağının açıklık kazanmadığını bildirmişlerdir (70).

En fazla hasta katılımlı bir çalışmada 309 kontrol altında olmayan (yüksek doz İKS ve uzun etkili beta-2 agoniste rağmen ve yılda iki veya daha fazla atak geçiren) ağır astımlı hasta 52 hafta süreyle golimumab alan 3 grup (50, 100 ve 200 mg sc golimumab) veya plasebo alan 1 gruba ayrılmış, güvenlik açısından da izlem 72 hafta sürdürülmüştür. Primer sonlanım olarak beklenen FEV1 prebronkodilatör yüzdesinde bazale göre değişim ve ağır atakların sıklığı incelenmiştir. 24. haftada birçok hasta başta infeksiyonlar, malignansi (8 kişi) ve 1 ölüm olmak üzere ciddi yan etkiler nedeniyle çalışmadan ayrılmış ve çalışma bu haftada sonlandırılmıştır. Primer sonlanım açısından aktif tedavi ve plasebo grupları arasında farklılık bulunmamıştır (71).

Öneri ve yorum: Tedaviye dirençli ağır astımlı hastalarda anti-TNF-α kullanımı konusundaki çalışma ve olgu sayısının kısıtlı olması nedeniyle "kanıt düzeyi orta" bulunmuştur. Yapılan oylamada oylamaya katılan 14 kişi de kullanılmaması yönünde oy (hayır) kullanmıştır. Etkinliğinin belirsiz olması, ciddi yan etkilerinin fazla olması ve maliyetinin yüksek olması nedeniyle "kuvvetli negatif" olarak önerilmektedir.

Soru: Tedaviye dirençli ağır astımlı hastalarda bronşiyal termoplasti uygulanmalı mı?

Astımlı hastalarda hava yolu düz kas artışı remodelingin bir parçasıdır. Ağır astımdan ölen hastaların doku örneklerinde hava yolu düz kas hücrelerinde belirgin hipertrofi ve hiperplazi gözlenmiştir. Bu kas kitlesi hipersekretuvar, hiperkontraktil ve hiperproliferatif olma ile karakterli özel bir fenotip gösterir. Astımda artmış hava yolu düz kası hem bazal bir bronkokonstriksiyon yaratmakta hem de tetikleyicilere abartılı yanıtlar ile günlük astım yakınmaları veya astım ataklarına yol açmaktadır. Bu nedenle hava yolu düz kas kitlesinin azaltılmasının, obstrüksiyonu ve hava yolu remodelingini azaltarak hastalığın kontrolü üzerinde etkili olacağı varsayılabilir. Bronşiyal termoplasti direkt olarak hava yolu düz kaslarını hedeflemiş ilk nonfarmakolojik tedavi seçeneğidir. Termal enerji ile hava yolu düz kas kitlesi azaltılarak ağır astımda hastalığın kontrol altına alınması amaçlanmaktadır (72). Köpeklerde ve akciğer kanserli hastalarda yapılan ilk çalışmalarda bu kas kitlesinin önemli oranda azaltılabildiği ve bunun bronş hiperreaktivitesinde azalmayla birlikte olduğu gösterilmiştir (73,74). Arkasından hafif-orta astımlı hastalarda yapılan pilot çalışmada bronşiyal termoplastinin erken ve geç dönemde güvenli olduğu ve de sabah/akşam PEF değerleri, semptomsuz gün sayısı ve bronş hiperreaktivitesi düzelme ile birlikte olduğu görülmüştür (75). Bronşiyal termoplasti ile ilgili esas veriler bundan sonra yapılan üç randomize kontrollü çalışma ile elde edilmiştir (76,77,78).

İlk randomize kontrollü çalışma, orta-ağır astımlı 112 hastada yapılmıştır. Çalışmaya İKS ile birlikte uzun etkili beta-2 agonist kullanan ve uzun etkili beta-2 agonist kesilmesiyle astım kontrolü bozulan hastalar alınmıştır. Hastaların bir kısmı bronşiyal termoplasti almış, diğer grup İKS veya İKS + uzun etkili beta-2 agonist tedavisine devam etmişler. Bir yıllık izlem sonunda primer sonlanma noktası olan hafif ataklar 3. ve 12 ayda bronşiyal termoplasti alan grupta anlamlı azalmış. Sekonder sonlanma noktaları olan sabah PEF, semptomsuz günler, kurtarıcı ilaç kullanımı, astım yaşam kalitesi ve astım kontrol anketlerinde bronşiyal termoplasti alan grupta anlamlı düzelmeler olmuş, FEV ve metakolin bronş hiperrreaktivitesinde de değişiklik olmamış (76).

İkinci RKÇ, 34 ağır astımlı hastada bronşiyal termoplastinin güvenlik ve etkinliğini değerlendirmiş. Hastaların yüksek doz İKS, uzun etkili beta-2 agonist ve yarısının sistemik kortikosteroid aldığı bu çalışmada bronşiyal termoplasti yapılan hastalarda; astım yaşam kalitesi ve astım kontrol anketlerinde, kurtarıcı ilaç kullanımında ve pre-bronkodilatör FEV1 değerinde anlamlı düzelmeler olmuş, ancak sabah/akşam PEF, semptomsuz günler, semptom skorları, bronş hiperreaktivitesi ve post-bronkodilatör FEV1 değişmemiş (77).

Son randomize kontrollü çalışma, ilk plasebo kontrollü çalışma olarak özel bir öneme sahiptir. Çok merkezli olan bu çalışmaya toplam 288 hasta alınmış ve bronşiyal termoplasti alan hastaların %79‘u, plasebo yapılanların ise %64‘ünde astım yaşam kalitesi skorlarında anlamlı düzelmeler olmuş. Plasebo alanlarda da yaşam kalitesinde düzelmelerin olması ilginçtir. Tedavi sonrası bir yıllık izlemde ise ağır atak, astım nedenli acil başvuruları ve hospitalizasyonlar bronşiyal termoplasti grubundaki plaseboya göre anlamlı olarak az görülmüş (78). Bu üç çalışmada, bronşiyal termoplasti yapılan hastalarda erken dönemlerinde hospitalizasyon gerektiren solunumsal sorunlar olmuş ancak bir yıllık izlemde güvenlik verirleri açısından fark görülmemiştir. Ayrıca, iki randomize kontrollü çalışmanın 5 yıllık izlemlerinde güvenlik ve etkinliğin sürdüğü bildirilmiştir (79,80). Ancak çalışmanın plasebo ayağındaki hastaların izlemi erken sonlandırılmıştır.

Sonuç olarak ağır astımlılardaki az sayıdaki çalışma, bronşiyal termoplasti ile bronş hiperreaktivitesi ve FEV1 değişiklik olmadığını ancak yaşam kalitesi, ağır atak, acil başvurusu, okul ve işe gidilemeyen günlerde azalma olduğunu göstermiştir. Ancak bu çalışmalara alınma kriterlerinin çok kısıtlayıcı olması bronşiyal termoplastinin hangi ağır astım fenotipi için uygun olduğunu belirlemeyi zorlaştırmaktadır. Tedaviye yanıtı belirleyen faktörler bilinmemektedir. Hastalarda erken dönemde hospitalizasyona gidebilecek kadar ciddi solunumsal yan etkiler olmakla birlikte bronşiyal termoplastinin risk/yarar oranı hakkında veri yoktur  (81,82). Yürütülmekte olan ve termoplastiye daha iyi yanıt veren hasta grubunun klinik, fizyolojik, biyolojik ve görüntüleme yöntemleri ile belirlenmesini araştıran (NCT01185275), bronkoskopik biyopsiler ile termoplastiye klinik ve histolojik (inflamasyon) yanıtı (NCT01974921) belirleyecek olan ve bronkoskopik biyopsiler ile termoplasti öncesi ve sonrası bronş düz kas yüzey alanının ölçülmesini araştıran (NCT01777360) çalışmalar tamamlanıp sonuçları yayınlandıktan sonra bronşial termoplastinin astım tedavisindeki yeri daha anlaşılır olacaktır

Öneri ve yorum: Tedaviye dirençli ağır astımlı hastalarda bronşial termoplasti konusundaki çalışma sayısının az olması, çalışma sonuçlarının birbirleri ile uyumlu olmaması nedeniyle "kanıt düzeyi düşük" bulunmuştur. Yapılan oylamada 11 kişi hayır ve 3 kişi çekimser oy kullanmıştır. Etkinliğinin belirsiz olması, hasta seçim kriterlerinin net olmaması, astımın ağırlıklı olarak küçük hava yolu hastalığı olmasına karşın termoplasti ile sadece büyük hava yollarının etkilenmesi ve maliyetinin çok yüksek olması nedeniyle "kuvvetli negatif" olarak önerilmiştir. Devam etmekte olan çalışma sonuçlarının yayınlanması termoplastinin astım tedavisindeki yerini belirleyecektir.

AĞIR ASTIMDA YENİ TEDAVİLER

Son yıllarda tedaviye dirençli ağır astımlı hastaların tedavisinde patogenezde önemli roller üstlenen sitokinler, kemokinler ve mediatörleri hedef alan çalışmalarda ciddi gelişmeler kaydedilmiştir (Tablo 2). Deneysel çalışmalarda kullanılan bu biyolojik ajanların çok yakın gelecekte klinik kullanıma sunulması beklenmektedir.


Tablo 2

Günümüzde tedaviye dirençli ağır astımlı hastaların tedavisinde kullanılan biyolojik ajanlar arasında en çok sayıda hastayı kapsayan ve çalışma sayısı en yüksek olan molekül bir IL-5 antagonisti olan mepolizumabdır. IL-5, eozinofillerin kemik iliğinde maturasyonuna, bronş mukozasına göçüne, burada aktive olmasına ve yaşam süresinin uzamasına neden olur. Eozinofilik inflamasyonda rol oynayan en önemi sitokin IL-5'tir. Mepolizumab ile yapılan ilk çalışmalarda balgam ve periferik kan eozinofillerinde çok anlamlı düşmeler olmasına karşın klinik parametrelerde düzelmelerin olmadığı gözlenmiştir (83,84). Daha sonra yapılan çalışmalarda yüksek doz inhaler steroid kombinasyon tedavisi ve oral steroide rağmen sık atağı ve persistan eozinofilisi olan steroid bağımlı ağır astımlı hastalarda tedaviye mepolizumab eklenmesiyle ataklarda anlamlı azalmaların olduğu gözlenmiştir (85,86). Çok merkezli diğer bir çalışmada ise sık atağı olan eozinofilik astımlı hastalarda mepolizumabın semptomlar, yaşam kalitesi ve solunum fonksiyonlarında belirgin bir düzelme yapmaksızın astım ataklarında anlamlı azalmalara neden olduğu gösterilmiştir (87). Diğer bir IL-5 antagonisti olan reslizumab ile yapılan bir çalışmada yaşam kalitesi ve FEV1'de düzelmeler saptanmıştır (88). Tüm bu çalışmaların sonuçları yüksek doz inhaler ya da oral steroid tedavisine rağmen periferik kan ve balgamda eozinofil sayısı yüksek devam eden (persistan eozinofili) ve sık atakları olan (atak predominant) astım fenotipinin anti-IL-5 tedavisi için aday hastalar olacağını göstermektedir.

Hedef alınan diğer iki sitokin ise IL-4 ve IL-13'tür. Her iki sitokin de temel olarak Th2 lenfosit kaynaklıdır ve IgE yapımı (atopi) ile remodellingde önemli roller oynarlar. Th2 aracılıklı inflamasyonun klinik göstergeleri periferik kan ve balgamda eozinofili olması, serum IgE, ekspirayon havasında NO ve serum periostin yüksekliğidir. Bir IL-13 antagonisti olan lebrikizumab ile yapılan çalışmada FEV1'de anlamlı artışların olduğu, serum periostin düzeyi yüksek olan hastalarda bu artışın çok daha belirgin olduğu gösterilmiştir (89). Diğer bir IL-13 antagonisti olan tralokinumab çalışmasında FEV1'de istatistiksel anlamlı olmayan artış, beta-agonist kullanımında anlamlı azalma sağlanmıştır, bu düzelmeler balgam IL-13 düzeyi yüksek olanlarda daha belirgin olmuştur (90). Bu çalışmalar Th2 aracılıklı inflamasyonun rol oynadığı astım fenotiplerinde anti-IL-13'ün gelecekte bir tedavi seçeneği olabileceğini göstermektedir.

Yüksek doz inhaler steroid uzun etkili beta-agonist kombinasyon tedavisi alan, eozinofilik astımlı hastalarda bir IL-4 reseptör anagonisti olan dupilumab ile yapılan 12 haftalık bir çalışmada çok önemli sonuçlar elde edilmiştir (91). Yüz dört hastanın yarısında aldıkları tedaviye dupilumab, diğer yarısında ise plasebo eklenmiş ve çalışmanın dördüncü haftasında tüm hastalarda uzun etkili beta-agonist, 6-9. haftalar arasında ise inhaler steroid azaltılarak kesilmiş ve 9-12. haftalar arasında hastaların sadece plasebo veya dupilumab alması sağlamıştır. Her iki grupta 12 hafta boyunca atak oranlarına bakıldığında plasebo grubundaki 52 hastanın 23'ünde, dupilumab grubunda ise 52 hastanın 3'ünde atak görülmüştür. Dupilumab ile atak oranlarında %87 azalma saptanmıştır. Yeni çalışmalar ile bu ilginç sonuçlar tekrar araştırılmaktadır. Çalışmalardan olumlu sonuçlar çıkması durumunda eozinofilik astımda yeni bir tedavi klinik kullanıma girecektir.

Eozinofilik astım fenotiplerinde olduğu gibi, nötrofilik astım fenotiplerinde de nötrofilik inflamasyon mediatörlerine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Nötrofil göçünde rol oynayan kemokinlere karşı sentez edilen bir antagonist ile ağır astımlı hastalarda balgam nötrofil sayılarında düşüş ve hafif ataklarda kısmi azalmalar saptanmıştır (92).

Sonuç olarak; tedaviye dirençli astım tedavisi göğüs hastalıkları uzmanları için önemli bir sorundur. Ülkemiz koşullarında bu sorunun çözümünde yardımcı olabilmek, sık sorulan sorulara yanıt bulabilmek amacıyla bu yazı hazırlanmıştır.

ÇIKAR ÇATIŞMASI

Bildirilmemiştir.

KAYNAKLAR

  1. Schünemann HJ, Jaeschke R, Cook DJ, Bria WF, El-Solh AA, Ernst A, et al. An official ATS statement: grading the quality of evidence and strength of recommendations in ATS guidelines and recommendations. Am J Respir Crit Care Med  2006;174(5):605-14.
  2. Chung KF , Wenzel SE, Brozek JL, Bush A, Castro M, Sterk PJ, et al. International ERS/ATS guidelines on definition, evaluation and treatment of severe asthma. Eur Respir J  2014;43(2):343-73.
  3. Chung KF.  New treatments for severe treatment-resistant asthma: targeting the right patient. Lancet Respir Med 2013;1:84-90.
  4. Virchow JC Jr, Prasse A, Naya I, Summerton L, Harris A. Zafirlukast improves asthma control in patients receiving high-dose inhaled corticosteroids. Am J Respir Crit Care Med 2000;162(2 Pt 1):578-85.
  5. Ducharme FM, Lasserson TJ, Cates CJ. Long-acting beta2-agonists versus antileukotrienes as add-on therapy to inhaled corticosteroids for chronic asthma. Cochrane Database Syst Rev 2006(4):CD003137.
  6. Lemanske RF Jr, Mauger DT, Sorkness CA, Jackson DJ, Boehmer SJ, Martinez FD, et al. Step-up therapy for children with uncontrolled asthma receiving inhaled corticosteroids. N Engl J Med 2010;362(11):975-85.
  7. Dahlén B, Nizankowska E, Szczeklik A, Zetterström O, Bochenek G, Kumlin M, et al. Benefits from adding the 5-lipoxygenase inhibitor zileuton to conventional therapy in aspirin-intolerant asthmatics. Am J Respir Crit Care Med 1998;157(4 Pt 1):1187-94.
  8. Dahlén SE, Malmström K, Nizankowska E, Dahlén B, Kuna P, Kowalski M, et al. Improvement of aspirin-intolerant asthma by montelukast, a leukotriene antagonist: a randomized, double-blind, placebo-controlled trial. Am J Respir Crit Care Med 2002;165(1):9-14.
  9. Evans DJ, Taylor DA, Zetterstrom O, Chung KF, O'Connor BJ, Barnes PJ.  A comparison of low-dose inhaled budesonide plus theophylline and high-dose inhaled budesonide for moderate asthma. N Engl J Med 1997;337(20):1412-8.
  10. Ukena D, Harnest U, Sakalauskas R, Magyar P, Vetter N, Steffen H, et al. Comparison of addition of theophylline to inhaled steroid with doubling of the dose of inhaled steroid in asthma. Eur Respir J 1997;10(12):2754-60.
  11. Spears M, Donnelly I, Jolly L, Brannigan M, Ito K, McSharry C, et al. Effect of low-dose theophylline plus beclometasone on lung function in smokers with asthma: a pilot study. Eur Respir J 2009;33(5):1010-7.
  12. Barnes PJ. Theophylline. Am J Respir Crti Care Med 2013:188;901-6.
  13. Guyer AC, Long AA. Long-acting anticholinergics in the treatment of asthma. Curr Opin Allergy Immunol 2013; 13:392-98.
  14. Peters SP, Kunselman SJ, Icitovic N, Moore WC, Pascual R, Ameredes BT, et al. Tiotropium bromide step-up therapy for adults with uncontrolled asthma. N Engl J Med 2010;363(18):1715-26.
  15. Bateman ED, Kornmann O, Schmidt P, Pivovarova A, Engel M, Fabbri LM. Tiotropium is noninferior to salmeterol in maintaining improved lung function in B16-Arg/Arg patients with asthma. J Allergy Clin Immunol 2011;128(2):315-22.
  16. Kerstjens HA, Disse B, Schröder-Babo W, Bantje TA, Gahlemann M, Sigmund R, et al.  Tiotropium improves lung function in patients with severe uncontrolled asthma: a randomized controlled trial. J Allergy Clin Immunol 2011;128(2):308-14.
  17. Kerstjens HA, Engel M, Dahl R, Paggiaro P, Beck E, Vandewalker M, et al. Tiotropium in asthma poorly controlled with standard combination therapy. N Engl J Med 2012;367(13):1198-207.
  18. Yoshida M, Nakano T, Fukuyama S, Matsumoto T, Eguchi M, Moriwaki A, et al. Effects of tiotropium on lung function in severe asthmatics with or without emphysematous changes. Pulm Pharmacol Ther  2013;26(2):159-66.
  19. Peters SP, Bleecker ER, Kunselman SJ, Icitovic N, Moore WC, Pascual R, et al. Predictors of response to tiotropium versus salmeterol in asthmatic adults. J Allergy Clin Immunol  2013;132(5):1068-74.
  20. Tian JW, Chen JW, Chen R, Chen X. Tiotropium versus placebo for inadequately controlled asthma: a meta-analysis. Respir Care  2013 [Epub ahead of print].
  21. Rabe KF, Atienza T, Magyar P, Larsson P, Jorup C, Lalloo UG. Effect of budesonide in combination with formoterol for reliever therapy in asthma exacerbations: a randomised controlled, double-blind study. Lancet 2006;368(9537):744-53.
  22. Rabe KF, Pizzichini E, Ställberg B, Romero S, Balanzat AM, Atienza T, et al. Budesonide/formoterol in a single inhaler for maintenance and relief in mild-to-moderate asthma: a randomized, double-blind trial. Chest 2006;129(2):246-56.
  23. Scicchitano R, Aalbers R, Ukena D, Manjra A, Fouquert L, Centanni S, et al. Efficacy and safety of budesonide/formoterol single inhaler therapy versus a higher dose of budesonide in moderate to severe asthma. Curr Med Res Opin 2004;20(9):1403-18.
  24. O'Byrne PM, Bisgaard H, Godard PP, Pistolesi M, Palmqvist M, Zhu Y, et al. Budesonide/formoterol combination therapy as both maintenance and reliever medication in asthma. Am J Respir Crit Care Med 2005;171(2):129-36.
  25. Kuna P, Peters MJ, Manjra AI, Jorup C, Naya IP, Martínez-Jimenez NE, et al. Effect of budesonide/formoterol maintenance and reliever therapy on asthma exacerbations. Int J Clin Pract 2007;61(5):725-36.
  26. Bousquet J, Boulet LP, Peters MJ, Magnussen H, Quiralte J, Martinez-Aguilar NE, et al. Budesonide/formoterol for maintenance and relief in uncontrolled asthma vs.
    high-dose salmeterol/fluticasone. Respir Med 2007;101(12):2437-46.
  27. Vogelmeier C, D'Urzo A, Pauwels R, Merino JM, Jaspal M, Boutet S, et al. Budesonide/formoterol maintenance and reliever therapy: an effective asthma treatment option? Eur Respir J 2005;26(5):819-28.
  28. Papi A, Corradi M, Pigeon-Francisco C, Baronio R, Siergiejko Z, Petruzzelli S, et al. Beclometasone-formoterol as maintenance and reliever treatment in patients with asthma: a double-blind, randomised controlled trial. Lancet Respir Med 2013;1(1):23-31.
  29. Patel M, Pilcher J, Pritchard A, Perrin K, Travers J, Shaw D, et al. Efficacy and safety of maintenance and reliever combination budesonide-formoterol inhaler in patients with asthma at risk of severe exacerbations: a randomised controlled trial. Lancet Respir Med 2013;1(1):32-42.
  30. Buhl R, Kuna P, Peters MJ, Andersson TL, Naya IP, Peterson S, et al. The effect of budesonide/formoterol maintenance and reliever therapy on the risk of severe asthma exacerbations following episodes of high reliever use: an exploratory analysis of two randomised, controlled studies with comparisons to standard therapy. Respir Res 2012;20;13:59.
  31. Holgate S, Casale T, Wenzel S, Bousquet J, Deniz Y, Reisner C. The anti-inflammatory effects of omalizumab confirm the central role of IgE in allergic inflammation.  J Allergy Clin Immunol 2005;115(3):459-65.
  32. Rodrigo GJ, Neffen H, Castro-Rodriguez JA. Efficacy and safety of subcutaneous omalizumab vs. placebo as add-on therapy to corticosteroids for children and adults with asthma: a systematic review. Chest 2011;139(1):28-35.
  33. Norman G, Faria R, Paton F, Llewellyn A, Fox D, Palmer S, et al. Omalizumab for the treatment of severe persistent allergic asthma: a systematic review and economic evaluation. Health Technol Assess 2013;17(52):1-342.
  34. Bousquet J, Cabrera P, Berkman N, Buhl R, Holgate S, Wenzel S, et al. The effect of treatment with omalizumab, an anti-IgE antibody, on asthma exacerbations and emergency medical visits in patients with severe persistent asthma. Allergy 2005;60(3):302-8.
  35. Molimard M, de Blay F, Didier A, Le Gros V. Effectiveness of omalizumab (Xolair) in the first patients treated in real-life practice in France. Respir Med 2008;102(1):71-6.
  36. Özgür ES, Özge C, Ïlvan A, Naycı SA Assessment of long-term omalizumab treatment in patients with severe allergic asthma long-term omalizumab treatment in severe asthma. J Asthma. 2013;50(6):687-94.
  37. Korn S, Thielen A, Seyfried S, Taube C, Kornmann O, Buhl R. Omalizumab in patients with severe persistent allergic asthma in a real-life setting in Germany. Respir Med 2009;103(11):1725-31.
  38. Storms W, Bowdish MS, Farrar JR. Omalizumab and asthma control in patients with moderate-to-severe allergic asthma: a 6-year pragmatic data review. Allergy Asthma Proc. 2012;33(2):172-7.
  39. Schumann C, Kropf C, Wibmer T, Rüdiger S, Stoiber KM, Thielen A, et al. Omalizumab in patients with severe asthma: the XCLUSIVE study. Clin Respir J 2012;6(4):215-27.
  40. Bousquet J, Siergiejko Z, Swiebocka E, Humbert M, Rabe KF, Smith N, et al. Persistency of response to omalizumab therapy in severe allergic (IgE-mediated) asthma. Allergy 2011;66(5):671-8.
  41. Hanania NA, Alpan O, Hamilos DL, Condemi JJ, Reyes-Rivera I, Zhu J, et al. Omalizumab in severe allergic asthma inadequately controlled with standard therapy: a randomized trial. Ann Intern Med 2011;154(9):573-82.
  42. de Llano LP, Vennera Mdel C, Álvarez FJ, Medina JF, Borderías L, Pellicer C, et al. Effects of omalizumab in non-atopic asthma: results from a Spanish multicenter registry. J Asthma 2013;50(3):296-301.
  43. Menzella F, Facciolongo N, Piro R, Formisano D, Roggeri A, Simonazzi A, et al. Clinical and pharmacoeconomic aspects of omalizumab: a 4-year follow-up. Ther Adv Respir Dis 2012;6(2):87-95.
  44. Camargo CA Jr, Weiss ST, Zhang S, Willett WC, Speizer FE. Prospective study of body mass index, weight change, and risk of adult-onset asthma in women. Arch Intern Med 1999; 22;159(21):2582-8.
  45. Zarga A, Ulrik CS. Obesity and asthma: a coincidence or a causal relationship? A systematic review Respiratory Medicine 2013;1:14.
  46. Holguin F, Bleecker ER, Busse WW, Calhoun WJ, Castro M, Erzurum SC, et al. Obesity and asthma: an association modified by age of asthma onset. J Allergy Clin Immunol 2011;127(6):1486-93.
  47. Sideleva O, Black K, Dixon AE. Effects of obesity and weight loss on airway physiology and inflammation in asthma. Pulm Pharmacol Ther 2013;26(4):455-8.
  48. Dixon AE, Clerisme-Beaty EM, Sugar EA, Cohen RI, Lang JE, Brown ED, et al. Effects of obstructive sleep apnea and gastroesophageal reflux disease on asthma control in obesity. J Asthma 2011;48(7):707-13.
  49. Chung KF, Wenzel SE, Brozek JL, Bush A, Castro M, Sterk PJ, et al. International ERS/ATS guidelines on definition, evaluation and treatment of severe asthma.  Eur Respir J 2014;43(2):343-73.
  50. Haldar P, Pavord ID, Shaw DE, Berry MA, Thomas M, Brightling CE, et al. Cluster analysis and clinical asthma phenotypes. Am J Respir Crit Care Med 2008;178(3):218-24.
  51. Novosad S, Khan S, Wolfe B, Khan A. Role of obesity in asthma control, the Obesity-Asthma Phenotype Journal of Allergy 2013, Article ID 538642.
  52. Juel CT, Ali Z, Nilas L, Ulrik CS. Asthma and obesity: does weight loss improve asthma control? a systematic review J Asthma Allergy 2012;5:21-6.
  53. Maniscalco M, Zedda A, Faraone S, Cerbone MR, Cristiano S, Giardiello C, et al. Weight loss and asthma control in severely obese asthmatic females. Respir Med 2008;102(1):102-8.
  54. Stenius-Aarniala B, Poussa T, Kvarnström J, Grönlund EL, Ylikahri M, Mustajoki P. Immediate and long term effects of weight reduction in obese people with asthma: randomised controlled study. BMJ 2000;320(7238):827-32.
  55. Baruwa P, Sarmah KJ. Obesity and asthma. Lung India 2013;30(1):38-46.
  56. Reddy RC, Baptist AP, Fan Z, Carlin AM, Birkmeyer NJ. The effects of bariatric surgery on asthma severity. Obes Surg 2011;21(2):200-6.
  57. Sikka N, Wegienka G, Havstad S, Genaw J, Carlin AM, Zoratti E. Respiratory medication prescriptions before and after bariatric surgery. Ann Allergy Asthma Immunol 2010;104(4):326-30.
  58. Adeniyi FB ,Young TE. Weight loss interventions for chronic asthma.  Cochrane Database Syst Rev. 2012 Jul 11;7:CD009339
  59. Moreira A, Bonini M, Garcia-Larsen V, Bonini S, Del Giacco SR, Agache I, et al. Weight loss interventions in asthma: EAACI evidence-based clinical practice guideline (part I). Allergy 2013;68(4):425-39.
  60. Brusselle GG, Joos G. Is there a role for macrolides in severe asthma? Curr Opin Pulm Med 2014; 20: 95-102.
  61. Reiter J, Demirel N, Mendy A, Gasana J, Vieira ER, Colin AA, et al. Macrolides for the long-term management of asthma--a meta-analysis of randomized clinical trials. Allergy 2013;68(8):1040-9.
  62. Simpson JL, Powell H, Boyle MJ, Scott RJ, Gibson PG. Clarithromycin targets neutrophilic airway inflammation in refractory asthma. Am J Respir Crit Care Med 2008;177(2):148-55.
  63. Hahn DL, Grasmick M, Hetzel S, Yale S; AZMATICS (AZithroMycin-Asthma Trial In Community Settings) Study Group. Azithromycin for bronchial asthma in adults: an effectiveness trial. J Am Board Fam Med 2012;25(4):442-59.
  64. Brusselle GG, Vanderstichele C, Jordens P, Deman R, Slabbynck H, Ringoet V, et al. Azithromycin for prevention of exacerbations in severe asthma (AZISAST): a multicentre randomised double-blind placebo-controlled trial. Thorax 2013 Apr;68(4):322-9.
  65. Thomas PS, Yates DH, Barnes PJ. Tumor necrosis factor-alpha increases airway responsiveness and sputum neutrophilia in normal human subjects. Am J Respir Crit Care Med 1995;152:76-80.
  66. Ying S, Robinson DS, Varney V, Meng Q, Tsicopoulos A, Moqbel R, et al. TNF-alpha mRNA expression in allergic inflammation. Clin Exp Allergy 1991;21(6):745-50.
  67. Howarth PH, Babu KS, Arshad HS, Lau L, Buckley M, McConnell W, et al. Tumour necrosis factor (TNFalpha) as a novel therapeutic target in symptomatic corticosteroid dependent asthma. Thorax 2005 Dec;60(12):1012-8.
  68. Berry MA, Hargadon B, Shelley M, Parker D, Shaw DE, Green RH, et al. Evidence of a role of tumor necrosis factor alpha in refractory asthma. N Engl J Med 2006;354(7):697-708.
  69. Morjaria JB, Chauhan AJ, Babu KS, Polosa R, Davies DE, Holgate ST. The role of a soluble TNFalpha receptor fusion protein (etanercept) in corticosteroid refractory asthma: a double blind, randomised, placebo controlled trial. Thorax  2008;63(7):584-91.
  70. Holgate ST, Noonan M, Chanez P, Busse W, Dupont L, Pavord I, et al. Efficacy and safety of etanercept in moderate-to-severe asthma: a randomised, controlled trial. Eur Respir J 2011;37(6):1352-9.
  71. Wenzel SE, Barnes PJ, Bleecker ER, Bousquet J, Busse W, Dahlén SE, et al. A randomized, double-blind, placebo-controlled study of tumor necrosis factor-alpha blockade in severe persistent asthma. Am J Respir Crit Care Med 2009;179(7):549-58.
  72. James AL, Elliot JG, Jones RL, Carroll ML, Mauad T, Bai TR, et al. Airway smooth muscle hypertrophy and hyperplasia in asthma. Am J Respir Crit Care Med  2012;185(10):1058-64.
  73. Danek CJ, Lombard CM, Dungworth DL, Cox PG, Miller JD, Biggs MJ, et al. Reduction in airway hyperresponsiveness to methacholine by the application of RF energy in dogs. J Appl Physiol (1985) 2004;97(5):1946-53.
  74. Miller JD, Cox G, Vincic L, Lombard CM, Loomas BE, Danek CJ. A prospective feasibility study of bronchial thermoplasty in the human airway. Chest 2005;127(6):1999-2006.
  75. Cox G, Miller JD, McWilliams A, Fitzgerald JM, Lam S. Bronchial thermoplasty for asthma. Am J Respir Crit Care Med 2006;173(9):965-9.
  76. Cox G, Thomson NC, Rubin AS, Niven RM, Corris PA, Siersted HC, et al.; AIR Trial Study Group. Asthma control during the year after bronchial thermoplasty. N Engl J Med 2007;356(13):1327-37.
  77. Pavord ID, Cox G, Thomson NC, Rubin AS, Corris PA, Niven RM, et al.; RISA Trial Study Group. Safety and efficacy of bronchial thermoplasty in symptomatic, severe asthma. Am J Respir Crit Care Med 2007;176(12):1185-91.
  78. Castro M, Rubin AS, Laviolette M, Fiterman J, De Andrade Lima M, Shah PL, et al.; AIR2 Trial Study Group. Effectiveness and safety of bronchial thermoplasty in the treatment of severe asthma: a multicenter, randomized, double-blind, sham-controlled clinical trial. Am J Respir Crit Care Med  2010;181(2):116-24.
  79. Thomson NC, Rubin AS, Niven RM, Corris PA, Siersted HC, Olivenstein R, et al.; AIR Trial Study Group. Long-term (5 year) safety of bronchial thermoplasty: Asthma Intervention Research (AIR) trial. BMC Pulm Med  2011;11:8.
  80. Wechsler ME, Laviolette M, Rubin AS, Fiterman J, Lapa e Silva JR, Shah PL, et al.; Asthma Intervention Research 2 Trial Study Group. Bronchial thermoplasty: Long-term safety and effectiveness in patients with severe persistent asthma. J Allergy Clin Immunol  2013;132(6):1295-302.
  81. Wahidi MM, Kraft M. Bronchial thermoplasty for severe asthma. Am J Respir Crit Care Med 2012:185(1):709-14.
  82. Sheshadri A, Castro M, Chen A. Bronchial thermoplasty: a novel therapy for severe asthma. Clin Chest Med 2013; 34:437-44.
  83. Leckie MJ, ten Brinke A, Khan J, Diamant Z, O'Connor BJ, Walls CM, et al. Effects of an interleukin-5 blocking monoclonal antibody on eosinophils, airway hyper-responsiveness, and the late asthmatic response. Lancet  2000;356(9248):2144-8.
  84. Flood-Page P, Swenson C, Faiferman I, Matthews J, Williams M, Brannick L, et al.; International Mepolizumab Study Group. A study to evaluate safety and efficacy of mepolizumab in patients with moderate persistent asthma. Am J Respir Crit Care Med  2007;176(11):1062-71.
  85. Haldar P, Brightling CE, Hargadon B, Gupta S, Monteiro W, Sousa A, et al. Mepolizumab and exacerbations of refractory eosinophilic asthma. N Engl J Med  2009;360(10):973-84.
  86. Nair P, Pizzichini MM, Kjarsgaard M, Inman MD, Efthimiadis A, Pizzichini E, et al. Mepolizumab for prednisone-dependent asthma with sputum eosinophilia. N Engl J Med 2009;360(10):985-93.
  87. Pavord ID, Korn S, Howarth P, Bleecker ER, Buhl R, Keene ON, et al. Mepolizumab for severe eosinophilic asthma (DREAM): a multicentre, double-blind, placebo-controlled trial. Lancet  2012;380(9842):651-9.
  88. Castro M, Mathur S, Hargreave F, Boulet LP, Xie F, Young J, et al.; Res-5-0010 Study Group. Reslizumab for poorly controlled, eosinophilic asthma: a randomized, placebo-controlled study. Am J Respir Crit Care Med  2011;184(10):1125-32.
  89. Corren J, Lemanske RF, Hanania NA, Korenblat PE, Parsey MV, Arron JR, et al. Lebrikizumab treatment in adults with asthma. N Engl J Med  2011;365(12):1088-98.
  90. Piper E, Brightling C, Niven R, Oh C, Faggioni R, Poon K, et al. A phase II placebo-controlled study of tralokinumab in moderate-to-severe asthma. Eur Respir J  2013;41(2):330-8.
  91. Wenzel S, Ford L, Pearlman D, Spector S, Sher L, Skobieranda F, et al. Dupilumab in persistent asthma with elevated eosinophil levels. N Engl J Med 2013;368(26):2455-66.
  92. Nair P, Gaga M, Zervas E, Alagha K, Hargreave FE, O'Byrne PM, et al.; Study Investigators. Safety and efficacy of a CXCR2 antagonist in patients with severe asthma and sputum neutrophils: a randomized, placebo-controlled clinical trial. Clin Exp Allergy  2012;42(7):1097-103.

Yazışma Adresi (Address for Correspondence)

Dr. Haluk TÜRKTAŞ

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi,

Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, 

Beşevler, ANKARA-TURKEY

e-mail: halukturktas@gmail.com

Yazdır