Yazdır

KLİNİK ÇALIŞMA
RESEARC ARTICLE

Doi: 10.5578/tt.6133
Tuberk Toraks 2014;62(1):27-38

Geliş Tarihi/Received: 13.08.2013 • Kabul Ediliş Tarihi/Accepted: 24.10.2013

4207 Sayılı Yasanın Yürürlüğe Girmesinden Sonra Sigara İçme Davranışları ve
Pasif Maruziyet ile İlgili Değişikliklerin Saptanması

Pakize Ayşe TURAN1, Gül ERGÖR2, Onur TURAN1, Sinem DOĞANAY2, Oğuz KILINÇ1


1 Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, İzmir, Türkiye

1 Department of Chest Diseases, Faculty of Medicine, Dokuz Eylul University, Izmir, Turkey

2 Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı, İzmir, Türkiye

2 Department of Public Health, Faculty of Medicine, Dokuz Eylul University, Izmir, Turkey

ÖZET

4207 Sayılı Yasanın Yürürlüğe Girmesinden Sonra Sigara İçme Davranışları ve Pasif Maruziyet ile İlgili Değişikliklerin Saptanması

Giriş: Bu çalışmada; ülkemizde, 19 Temmuz 2009 tarihinde yürürlüğe giren, 5727 sayılı “Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” sonrasında İzmir halkının yasa hakkındaki görüşleri, yasa sonrası sigara içme alışkanlıklarındaki değişimler ve yasanın çevresel tütün dumanı maruziyetine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır.

Materyal ve Metod: İzmir nüfusunu örnekleyeceği düşünülen toplam 600 hane Türkiye İstatistik Kurumu tarafından, iki aşamalı sistematik küme örneklemesi yoluyla seçildi. Hanelerde 47 soruluk anket çalışması gerçekleştirildi.

Bulgular: Katılımcıların %53.7'si kadın, %46.3'ü erkek olup, yaş ortalaması 41.5 ± 15.6 idi. Altı yüz kişinin %98'i yasadan haberdardı; %91.5'i yasayı destekliyordu. Sigarayı bırakmış olanların %42'si yasayla bunu başarmıştı. Yasayla bırakma/azaltma nedenleri arasında en çok alan kısıtlanması, maddiyat ve pasif maruziyet yer almaktaydı. Sigara içmeyenlerin %35.1'i evde, %14.9'u araçta, %14.4'ü iş yerinde pasif maruziyete uğruyordu. Kişilerin yasa sonrasında içtikleri sigara sayısında, yasa öncesine göre ortalama 3.19 adet azalma olmuştu. Yasanın ihlal edilme oranı %32.3 iken, bu kişilerin sadece %21.3'ü uyarılmıştı. Yasayı destekleyenlerin %96.4'ü yasanın başarılı ve yeterli olduğunu düşünüyordu.

Sonuç: İzmir halkında sigarayı bırakmayı düşünenlerin bu kararlarında yasanın etkili olduğu gözlendi. Yasayla kamusal alanlarda çevresel tütün dumanı maruziyeti önemli oranda engellense de evlerde, araçlarda ve iş yerlerinde pasif maruziyetin önüne geçilemediği bir gerçektir. Yasa ihlali gerçekleştirenlerin yeterince uyarılmaması dikkat çekicidir. Sonuç olarak, mevcut yasayla ülkemizde tütün bağımlılığı konusunda çok önemli adımlar atıldığı saptanmış olup, hem yasanın kapsamının genişletilmesi hem de yaptırımlarının uygulanmasıyla çok daha olumlu gelişmeler gözlenebileceğini düşünmekteyiz.

Anahtar kelimeler: Tütün yasası, pasif maruziyet

SUMMARY

The Changes in Smoking Related Behaviours and Second Hand Smoke after the Smoking Ban in Izmir

Introduction: The aim of the study is to determine the views about law, change of second hand smoke (SHS) quantity, people's smoking related behaviours after the publishment of law which prohibits use of tobacco products in closed public areas.

Materials and Methods: Questionnaire including 47 questions was performed to 600 people, who were selected by Turkey Statistics Instutition to present population of Izmir.

Results: 53.7% of participants were female and 46.3% was male; the mean age was 41.5 ± 15.6. 98% of all participants were aware of the law and 91.5% of them were supporting it. 42% of participants who succeeded in quitting had managed it after the ban. Restriction of areas, rise of prices and effects of SHS were the most popular reasons of reducing/quitting smoking after the law. Non-smokers were exposed to SHS at homes; 35.1%, at vehicles: 14.9%, at work places: 14.4%. The number of smoking cigarettes was reduced by 3.19 cigarettes/day. The rate of violation of the ban was 32.3%; only 21.3% of violators were warned. 96.4% of law supporters found law successful and sufficient.

Conclusion: A big amount of participants thinks about quitting in Izmir; law is thought to have important effect on this decision. SHS has reduced mostly in public areas with ban, but law must be enlarged to prevent SHS at private areas such as houses, vehicles and workplaces. As a result; the ban encouraged smokers to quit and reduced SHS at public areas. We believe that paying more attention for law sanction and extending the borders of law and reviewing the ban, will make our country more smoke free from now.

Key words: Smoking ban, second hand smoke

GİRİŞ

Sigara, önlenebilir hastalıkların ve erken gelişen ölümlerin tüm dünyadaki en sık nedenidir. Sigara bağımlılığı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)'nün sınıflandırmasında en önemli önlenebilir hastalık nedeni olarak tanımlanmaktadır. Sigaraya bağlı olarak her yıl tüm dünyada yaklaşık 5 milyon insan hayatını kaybetmekte olup, sigaraya bağlı ölümler tüm erken ölümlerin beşte birini oluşturmaktadır (1). Ülkemizde ise Sağlık Bakanlığı verilerine göre yılda 100.000 kişi sigara ve sigaraya bağlı meydana gelen hastalıklar sebebiyle ölmektedir (2). Sigara tüketiminin, yıllar içerisinde gelişmiş ülkelerde azaldığı, az gelişmiş ve ülkemizin de içinde olduğu gelişmekte olan ülkelerde ise artmaya devam ettiği gözlenmektedir (1). Yapılan bir araştırmada, Türkiye'de 18 yaş ve üzerinde sigara içme sıklığı %32.1 olarak bulunmuştur (3).

Tütün kullanımının giderek artmakta olması ve tüm dünya çapında insan sağlığını tehdit edebilecek boyutlara ulaşmasıyla, tütün şirketlerinin ortak stratejilerine karşı 21 Mayıs 2003 tarihinde DSÖ'nün bu konudaki ilk uluslararası anlaşması olma özelliği taşıyan "Tütün Kontrol Çerçeve Sözleşmesi" kabul edilmiştir; bu anlaşmanın hedefi, dahil olan tüm ülkelerde, 2015 yılına kadar tütün, alkol ve bağımlılık yapan maddelerin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılması olarak belirlenmiştir.

Bu sözleşme, 5261 sayılı kanun ile ülkemiz tarafından da benimsenmiş ve 30 Kasım 2004 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir (3). 2006 yılında ise sigara tüketiminin kontrol altına alınması hedeflenerek, “Ulusal Tütün Kontrol Programı” hazırlanmış ve Ekim 2006 tarihli ve 26312 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Bu genelgede, tütün bağımlılığı önemli ve önlenebilir bir halk sağlığı sorunu olarak adlandırılmıştır. 2007 yılında Ulusal Tütün Kontrol Komitesi oluşturulmuş, 2008 yılında da 4207 sayılı kanun ile tamamen sigarasız ortama ilişkin yasa yürürlüğe girmiştir.

19 Temmuz 2009 tarihli genelge ise, “Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun” hükümlerinin uygulanması açısından kritik bir role sahiptir. Bu genelge ile; kahvehane, kafeterya, lokanta, bar ve dernek veya vakıflara ait eğlence hizmeti verilen işletmeler de dahil olmak üzere kamu ve özel hukuk kişilerine ait tüm binaların kapalı alanlarında tütün ürünlerinin tüketimi yasaklanmıştır. Aynı yerlerin açık alanlarında tütün ürünleri tüketilmesi durumunda diğer kişilerin tütün dumanından etkilenmelerini önleyecek düzenlemeler de yapılmıştır. Kamuya açık, kapalı alanlar ve iş yerlerinde sigara içme odaları olamayacağı gibi, tütün tüketilmesine izin verilmeyen alanların her kademedeki yöneticileri, bu düzenlemelerin uygulanması konusunda yasal olarak sorumlu kılınmıştır. Yasa kapsamında, tütün tüketilmeyecek tüm bina ve araçlara bu durumu belirten uyarı yazıları asılması zorunlu hale gelmiştir.

Kanuni olarak tütün kullanımının zararlarının önlenmesi ve sağlıklı toplum hedefine ulaşılması amacıyla, yukarıda da belirtilen pek çok önlem alınmıştır. Biz de bu çalışmada kanuni yaptırımların, özellikle de 19 Temmuz 2009 tarihinde yürürlüğe giren yasanın sonrasında; sigara içenlerin Tütün Yasası'na yaklaşımlarının belirlenmesi, yasayla birlikte sigara içme alışkanlıklarında ve çevresel tütün dumanı maruziyetinde meydana gelen değişikliklerin saptanmasını ve bu değişikliklerde rol oynayan etkenlerin ortaya konulmasını amaçladık.

MATERYAL ve METOD

Araştırmanın tahmin düzeyi İzmir il merkezi düzeyinde tahmin verecek şekilde belirlenmiştir. Araştırmada hedeflenen örneklemi, İzmir halkını temsil eden ve İzmir il merkezini oluşturan 10 metropol ilçe merkezi (Balçova, Bayraklı, Bornova, Buca, Çiğli, Gaziemir, Karabağlar, Karşıyaka, Konak, Narlıdere) meydana getirmektedir. Türkiye'de sigara içme prevalansı yaklaşık %30 olarak kabul edildiğinde İzmir nüfusunu %5'lik bir hata payı ile örnekleyebileceği düşünülen toplam 600 haneye ulaşılması hedeflenmiştir.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından İzmir'i temsil eden 10 metropol ilçeden, iki aşamalı sistematik küme örneklemesi yoluyla 600 hane seçilmiştir. Çalışmaya dahil edilen 600 hanenin ilçelere göre dağılımı, her ilçenin nüfusunun İzmir il nüfusuna oranı doğrultusunda hesaplanmıştır. Kurumsal nüfus olarak tanımlanan okul, yurt, otel, çocuk yuvası, huzurevi, hastane ve hapishanede bulunanlar ile kışla ve ordu evlerinde ikamet edenler kapsanmamıştır.

Araştırmanın örnekleme yöntemi iki aşamalı tabakalı küme örneklemesidir. Birinci aşamada ortalama 100 haneden oluşan kümeler (bloklar) oluşturmuştur. Kümelerin oluşturulmasında Ulusal Adres Veri Tabanı (UAVT) adresleri kullanılmıştır. Kümeler, küme içerisinde bulunan adres sayıları dikkate alınarak büyüklüğüne orantılı olarak seçilmiştir. Toplamda 60 örnek küme belirlenmiştir. İkinci aşamayı ise, örneğe çıkan kümelerden seçilen adresler oluşturmuştur. Adreslerin seçiminde sistematik seçim yöntemi kullanılmıştır. Yerleşim yerlerine ait örnek kümelerin her birisinden 10 adres seçilmiştir. Ayrıca, her bir örnek adres için iki adet ikame adres belirlenmiştir.

Araştırmanın örneklem çalışmasında adres çerçevesini 2007 yılında tamamlanan “Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS)”ne altlık oluşturan ve Şubat 2011 tarihli güncel UAVT'de bulunan adresler oluşturmuştur. Çerçeveye alt detay kodunda “Dolu Konut”, ”Boş Konut” ve “Kapıcı Dairesi” olarak belirtilen adreslerden ADNKS'de en az bir fert eşleşmiş adresler dahil edilmiştir.

Ankette 47 soru yer almaktadır (Ek 1,2). İlk 6 soru kişisel sosyodemografik bilgiler, 8-13. sorular Fagerström Nikotin Bağımlılık Ölçeği (FNBÖ)'nin ölçülmesine yönelik ve geri kalan sorular yasa hakkındaki görüşler ve yasa sonrasında gelişen davranış değişikliklerinin değerlendirilmesine yöneliktir. FNBÖ'nün tercih edilme sebepleri ise literatürde nikotin bağımlılık düzeyini belirlemede yaygın olarak kullanılan testlerden biri olması ve çok kısa bir süre içinde yapılıp değerlendirilebilmesidir. FNBÖ değerlendirilirken, her sorunun cevaplarına 0-3 arası puan verilerek toplam bağımlılık puanı oluşturulmuş ve toplam puanlara göre; 0-2 arası: çok düşük, 3 ve 4: düşük, 5: orta, 6 ve 7: yüksek, 8 ve üstü: çok yüksek düzey bağımlılık olarak değerlendirilmeye alınmıştır.

Altı yüz haneye yapılmış olan ziyaretler, dört adet anketör ve bir adet hekim tarafından gerçekleştirilmiştir. Anketörler kendilerine verilen adres listelerinden öncelikli olarak “Asıl” haneye, hanenin boş olması, istenen kişiye ulaşılamaması ve anketin yapılmasının reddi gibi durumlarda ise sırasıyla aynı hanenin “İkame 1” ve “İkame 2” adreslerine anket uygulamışlardır. Hanelerden kişi seçimi “Doğum Günü Yöntemi”ne göre belirlenmiş olup doğumgünü tarihi günümüze en yakın olan kişiye anket yapılmıştır. Saha çalışması bittikten sonra, her anketörün yaptığı anketler arasından rastgele seçim yöntemi ile belirlenen kişilere telefon yoluyla ulaşılmış ve anketin yapılış adresi ve yöneltilen sorular açısından telefonla teyit alınmıştır.

Kişilerin cevaplandırdığı anket formları, her anket formuna bir numara verilmek suretiyle kaydedildi. Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için “Statistical Package for Social Sciences (SPSS) for Windows 15.0” programı kullanıldı. Niteliksel verilerin karşılaştırılmasında ki-kare, eğimde ki-kare testleri ve t-testleri kullanıldı. Sonuçlar %95'lik güven aralığında, anlamlılık p< 0.05 düzeyinde değerlendirildi. Tanımlayıcı çözümlemelerde sürekli değişkenler ortalama ve standart sapma, kategorik değişkenler sayı ve yüzde olarak belirtilmiştir.

BULGULAR

Katılımcıların %53.7'si kadın, %46.3'ü erkekti. Yaş ortalaması 41.5 ± 15.6 (en az 18, en çok 85) idi. (Tablo 1).


Tablo 1

Katılımcılar içerisinde; sigara içmekte olan 232, hiç içmemiş olan 257 ve sigarayı bırakmış olan 111 kişi bulunmaktaydı. Şu ana kadar sigara bırakmayı deneyen toplam 264 kişiden 111'i sigarayı bırakmayı başarmıştı (deneyenlerin %42'si, tüm içenlerin %32'si başarılı). Yüz elli üç kişi denemesine rağmen halen içmeye devam etmektedir (deneyenlerin %57'si, tüm içenlerin %44'ü başarısız). Sigarayı bırakmayı düşünen içicilerin yaklaşık üçte birinin (%36.6) bu kararında yasa etkili olmuş; bu durum istatistiksel açıdan anlamlı görüldü (p= 0.0001).

Altı yüz katılımcıdan 589 (%98.2)'u yasadan haberdardı. Eğitim düzeyi ile yasanın bilinip bilinmemesi arasında istatistiksel anlamlı ilişki bulunamamakla beraber (p= 0.307), tüm eğitim düzeyi gruplarında yasayı bilenler bilmeyenlerden daha fazlaydı. Yasağı bilmeyen 11 kişinin 8'i 45 yaş ve üstündeydi. Yasa konusunda fikir sahibi olanlar, en çok televizyondan (%86.7) ve gazete-dergilerden (%19.7) bilgi aldıklarını belirttiler.

Yasayı destekleyen 549 (%91.5) kişi  varken, desteklemeyen 47 (%7.8) kararsız ise 4 (%0.7) kişi mevcuttu (Şekil 1). Sigara içicileri arasında bile yasanın %83 oranında desteklendiği saptandı. Kadınların %95.3'ü yasayı desteklerken, erkeklerde bu oran %88.5 idi. Kadınların yasayı destekleme oranı erkeklere göre istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde daha fazla idi (p= 0.002). Erkeklerin %11.5'i yasayı desteklemezken, kadınlarda bu oran sadece %4.7 idi.


Şekil 1

Kişilerin yasa sonrasında içtikleri sigara sayısında, yasa öncesinde içilen sigara sayısına göre ortalama 3.19 adet azalma olduğu gözlendi (Şekil 2).


Şekil 2

Sigarayı bırakmış toplam 111 kişinin %42'si yasayla bırakmış, %57.7'si yasadan önce bırakmıştı. Kadınların, yasadan sonra sigarayı azaltma/bırakma durumu erkeklere göre istatistiksel anlamlı olarak daha fazlaydı (p= 0.044). Nikotin bağımlılık düzeyi ile yasa sonrasında sigaranın azaltılması/bırakılmasıyla, artırılması/aynen içme durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark mevcuttu (p= 0.0034). Şu anda sigara içen kişilerin yasadan sonra içtikleri sigara sayıları %69'unda aynı kalmış, %25.9'unda azalmış ve %5'inde de artmıştı.

Yasa sonrası sigarayı bırakma veya azaltma nedenleri arasında, en çok alan kısıtlanması, maddiyat ve pasif maruziyetin etkili olduğu gözlendi (Şekil 3).


Şekil 3

Yasadan sonra kapalı alana gitme sıklığı değişmeyen 373 (%62.2), artan 162 (%27) ve azalan 65 (%10.8) kişi mevcuttu. Yasağı destekleyenlerin kapalı alana gitme sıklığı anlamlı olarak daha yüksekti (p= 0.0001). Yasağı desteklemeyenlerin bile %59.6'sının kapalı alanlara aynı oranda veya daha çok gittiği gözlendi. Kapalı alanlarda sigara yasağını destekleyenlerin yasadan sonra sigarayı azaltma ve bırakma oranları, desteklemeyenlere göre istatistiksel anlamlı olacak şekilde daha fazlaydı (p= 0.022).

Sigara yasağından sonra, 451 (%75.2) kişi bulundukları kapalı alanlarda sigara dumanı miktarında değişiklik hissederken, 149 (%24.8) kişi ise herhangi bir değişiklik gözlemlemediklerini belirttiler.

Kapalı alanda sigara içiminin yasaklanmasını destekleyenlerin %96.4'ü yasayı da benimsiyor, yasanın başarılı ve yeterli olduğunu düşünüyorken, %3.6'sı ise yasada değişiklikler yapılmasını istiyorlardı. Yasayı destekleyenler desteklemeyenlere göre anlamlı olarak yasayı daha fazla benimsiyordu (p= 0.0001). Kapalı alanda sigaranın yasaklanmasını desteklemeyenlerin tümü yasanın değiştirilmesini istiyorlardı.

Pasif içiciliğin insan sağlığına zararlı olduğunu bilenler tüm popülasyonun %97.3'ünü oluşturuyordu. Toplam sigara içicilerinin %93.9'u evde sigara içtiklerini belirtmişlerdir.

Evde sigara içen 218 kişinin %41.7'si sadece iç mekanda, %48.6'sı sadece dış mekanda, %9.6'sı ise hem iç, hem dış mekanda sigara içmekteydi. Evde sigara içenlerin %51.3'ü pasif maruziyete yol açıyordu. Şu anda sigara içmeyen kişilerin %35.1'inin evinde sigara içen bir kişi olduğu, yani yaklaşık üçte birinin evde pasif maruziyete uğradığı tespit edildi. Sigara içmeyen kişilerin, araçta pasif maruziyete uğrama oranı ise %22.9 idi.

Sigarayı bırakmış kişilerin evinde sigara içilmemesi (%65.8), evde sigara içilmesi durumundan (%34.2) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazlaydı (p= 0.0001). Evde sigara içen birisi mevcut olan kişilerin %77.1'i halen sigara içiyorken, %22.9'u ise bırakmıştı.

Tüm 18 yaş altı çocuğu olan kişilerin %96.2'sinin evlerinde, %27'sinin araçlarında sigara içiliyordu; 5 yaş altı çocuğu olanlarda bu oran sırasıyla %97.3 ve %44 idi. Evde sigara içen 101 kişinin %57.4'ü sadece dış, %30.7'si sadece iç mekan, %11.9'u ise her iki alanda da içiyordu (evdeki çocuklar için pasif maruziyet oranı: %42.6). 5 yaş altı çocuğu olan ev hanımlarının %29.4'ü sigara içiyordu ve hepsi evde sigara içtiklerini belirtmişti.

Çalışan ve sigara içmeyen popülasyonun %14.4'ü iş yerinde pasif maruziyete uğruyordu. Çalışanların üçte ikisinin iş yerlerinde sigara molası veriliyordu. Sigara içmenin her yerde yasak olduğu iş gruplarının %57.4'ünde sigara molası veriliyorken, %42.6'sında bu duruma izin verilmiyordu. Sigara odası olan iş yerlerinin tümünde mola veriliyordu.

Tüm meslekler arasında %61.2 oranında sigara içimi her yerde yasakken, %22.6'sında her yerde serbest, %16.2'sinde sigara odalarında serbestti. Memurlar, sigara içmenin her yerde yasak olduğu en yüksek orandaki çalışanlar olarak bulundu (%77.2); sigara içmenin her yerde serbest olduğu grupta %38.6 ile işçiler ve %35.1 ile serbest meslek sahipleri yüksek orandaydı. Öğrencilerin okullarında %66 her yerde sigara içmek yasakken, %30.2'sinde sigara odaları bulunuyordu. Sigara odalarının en fazla oranda bulunduğu iki grup; öğrenciler ve memurlardı.

Sigara içen 232 kişinin 75 (% 32.3)'i  sigara yasağını ihlal ederken, 157 (%67.7) kişi ise  yasak yerde sigara içmemişti. Yasağı ihlal edenlerin sadece %21.3'ü uyarılmıştı. Yasanın ihlali erkeklerde kadınlara göre daha sık (%42.1 ile %16.1) ve istatistiksel olarak anlamlıydı (p= 0.0001). Otuz beş yaş altı olanların %35.1'i, 35 yaş üstü olanların %30.4'ü yasak yerde sigara içtiklerini bildirdiler. Otuz beş yaştan büyük olanlarda yasak yerde sigara içtiği için uyarı alma oranı %12.6 iken, bu oran 35 yaş altındakilerde sadece %5.2 idi; yaş grupları ve yasak yerde sigara ihlalinin uyarılması arasında anlamlı bir ilişki tespit edildi (p= 0.044). Nikotin bağımlılık düzeyi yüksek olanlar düşük olanlara göre istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde (p= 0.0001) yasayı daha çok ihlal ediyorlardı. Yasayı ihlal edenlerin yaklaşık %70'i sigara yasağını destekliyordu. Yasağı ihlal eden sigara içicilerinin 71 (%94.7)'i aslında pasif maruziyetin insan sağlığına zararlı olduğunu, %98.7'si aslında herkesin dumandan korunma hakkına sahip olduğunu düşündükleri halde kapalı alanda sigara içiyorlardı.

İki yüz yetmiş (%45) kişi yasaktan sonra yasanın ihlal edildiğini görmüş, bu kişilerin sadece %43'ü yasayı ihlal edenlerin uyarıldığına şahit olmuştu. Katılımcıların %40.8'i yasa sonrasında cezai yaptırımların yeterince uygulanmadığını düşünürken, uygulandığını düşünenler %28, kısmen uygulandığını düşünenler %19 ve fikri olmayanlar %12.2 idi. Katılımcıların %52'si, yasadan sonra çevrelerinde ve ailelerinde sigarayı bırakan veya bırakmaya çalışan kişi sayısında artış olduğunu fark ettiklerini dile getirdiler.

Toplam 317 (%52.8) kişi Türk halkının yasayı benimsediğini düşünürken, 283 kişi (%47.2) ise, yasanın tam olarak benimsenmediğini düşünüyor.

Katılımcılarda 592 kişi, her bireyin nerede çalıştığına bakılmaksızın sigara dumanından korunma hakkına sahip olduğunu düşünürken, aksini düşünen 8 kişi vardı.

Yasanın uygulanması konusundaki kararlılığın devamı durumunda, ilerleyen yıllarda akciğer kanseri, kronik bronşit gibi hastalıkların yaygınlığının azalacağına 517 (%86.2) kişi inanmaktaydı.

TARTIŞMA

Ülkemizde tütün kontrolü konusundaki ilk kanun, 4207 sayılı “Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun” olup 1996 yılında bazı kamusal alanlarda sigara içilmesine yasaklama getirmişti. Yasanın kapsamı 2008 yılında genişletildi ve sigara içilmesinin yasaklandığı yerlere ikram sektörüne ait işletmeler de dahil edildi. Tüm kamusal alanlarda ve hizmet sektöründe sigara içimini yasaklayan ve kapsamı genişletilen yasa 3 Ocak 2008 tarihinde TBMM'de kabul edildikten sonra 19 Temmuz 2009 tarihinde yürürlüğe konuldu. Türkiye, Dumansız Hava Yasası'nı uygulamaya başlayan dünyada altıncı, Avrupa'da üçüncü ülke olup, DSÖ'nün 2009 yılı raporunda yasanın başarıyla uygulandığı ülkeler arasında sayılmaktadır.

Tütün yasasının varlığından katılımcıların çok yüksek oranda haberdar olduğu gözlendi. Bu kişilerin yasa hakkında bilgiyi en çok televizyondan, daha sonra gazete ve dergilerden aldığı öğrenildi; medyanın kişilerin yasa konusunda bilgilendirilmesi için en önemli araç olduğu gerçeği diğer benzer çalışmalarda da gösterilmiştir (4). Hayatımızdaki etkisi her geçen gün artmakta olan medyanın yasayla ilgili bilgilendirme ve uygulama aşamalarındaki katkıları çok önemlidir. Yasa konusunda eğitim ve bilgilendirme vermekle yükümlü kamu kurum ve kuruluşlarının da en az medya kadar etkin olması gerekmektedir.

Çalışmamızda yasayı destekleme oranı olan %91.5 Türkiye'de yapılan diğer araştırmalarla benzer olarak görüldü (4). Çalışmamızda sigara içicilerinin arasında bile yasa yaklaşık %80 oranında destekleniyordu. Ülkemizde yasa ilk uygulanmaya başlandığında yaklaşık %65 civarında olan bu oranın artıyor olması sevindiricidir. Yasanın uygulanmaya başlanmasından sonra yapılan ilk çalışmalardan birisinde, yasaya destek oranı %90 olarak saptanmıştır (5). Yasaya desteğin hala yüksek oranda sürüyor olmasının sebebi geçen iki yıl içinde halkın yasanın uygulanabilirliğini görmüş olması ve kendilerinin ve çocuklarının pasif maruziyetin azaldığını açıkça hissetmiş olması şeklinde yorumlanabilir.

Yasayı her iki cinsiyetten de büyük bir çoğunluk desteklerken, kadınların erkeklere göre istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde daha çok desteklemeleri dikkat çekiciydi. Erkeklerde yasanın desteklenmeme oranının daha yüksek olması, erkeklerin daha yüksek oranda sigara içmesi ve bağımlık düzeylerinin daha yüksek olması ile ilişkili olabilir. Kadınlarda, yasadan sonra sigarayı azaltma ve bırakma durumu da, erkeklere göre istatistiksel anlamlı olarak daha fazla olarak bulundu. Bu durumun kadınların erkeklere göre nikotin bağımlılık düzeylerinin daha düşük ve sigara paket/yıl ortalamalarının daha az olmasıyla ilişkili olduğu düşünüldü.

Çalışmamızda, kapalı alanlarda sigara yasağını destekleyenlerin yasadan sonra sigarayı azaltma ve bırakma oranları, desteklemeyenlere göre istatistiksel anlamlı olacak şekilde daha fazlaydı. Bu şekilde, yasaya destek veren kişilerin sigarayı azaltarak veya bırakarak, bu desteği aktif olarak faaliyete geçirdiği gösterilmiş oldu.

Araştırmamızda, sigarayı bırakmış kişilerin yaklaşık yarısı, bırakmayı düşünenlerin ise yaklaşık üçte biri, bu tutum ve davranışlarında yasanın etkili olduğunu belirtmişlerdir. Yasa, sadece ülkemizde değil, tüm dünyada sigaranın azaltılması veya bırakılmasında etkin olmuştur. Amerika'da sigara yasağı uygulanan eyaletlerde sigara içme prevalansında %9'luk azalma gözlenmiştir (6). Aynı zamanda yasanın yürürlüğe girmesi sonrasında Türkiye'deki sigara satışlarındaki belirgin düşme ülkemizde sigara bırakma oranlarındaki artışın bir göstergesidir. Dolayısıyla, yasanın ülkemizde ve dünyada sigarayı azaltma ve bırakma açısından başarılı olduğu düşünülmektedir.

Sonuçlarımız içinde, yasa sonrası sigarayı bırakma nedenleri olarak; alan kısıtlanması birinci, maddiyat ikinci, pasif maruziyet ise üçüncü sırada yer almaktaydı. Sigarayı azaltmada ise, pasif maruziyet ve maddiyatın daha ön planda sebepler olduğu tespit edildi. Sigara azaltma ve bırakmada etkin bu üç bileşenin, tütün kontrolünde dünyadaki en güncel yaklaşımlardan birisi olarak kabul edilen M-POWER paketi maddeleri içinde yer aldığı gözlenmiştir (7). Daha önceki benzer çalışmalarda, sigara bırakma nedenleri arasında sağlığa zararlı olması en çok görülen tespit edilen neden olarak bulunmuştur (8,9). Araştırmamızda, sigaranın sağlığa zararları yerine, alan kısıtlanmasının sigara bırakma nedeni olarak birinci sırada çıkması, mevcut yasanın sigara bırakmadaki etkisini gözler önüne sermektedir.

Ön planda gözlenen bir diğer sigara bırakma nedeni de maddiyat olarak bulundu. Yurt dışında yapılmış çalışmalarda sigara fiyatlarının %10 artırılmasının, yüksek gelirli ülkelerde sigara kullanımını %4 ve düşük-orta gelirli ülkelerde %8 oranında azalttığı saptanmıştır (10). Yine Jossens ve arkadaşları, değişik politikaların tütün kontrolüne katkılarının değerlendirildiği bir çalışmalarında fiyat artışının diğer tüm faktörlerden daha etkili olduğu sonucuna varmışlardır (11). Çalışmamızda katılımcılardan sigara fiyatlarının yüksek olması nedeniyle bırakan veya azaltanların sayısı yasadan sonra uygulanan ceza nedeniyle bırakan veya azaltanlardan çok daha fazladır. Yani sigara fiyatlarının artırılmasının, uygulanan ceza ve yasal işlemlerden daha caydırıcı nitelikte olduğu düşünülmüştür.

Araştırmaya katılanların çok büyük bir bölümünün, sigara dumanından korunma hakkına sahip olduklarını ve pasif maruziyetin zararlarını bildikleri gözlendi. Eğitim düzeyine göre oluşturulan tüm gruplarda, pasif içiciliğin riskli olduğu bilinmesine rağmen, evde sigara içiminin süregeldiği tespit edildi. Buna rağmen, hem çevresel tütün dumanına maruz kalan, hem de çevresini pasif maruziyete uğratan kişi sayısının yüksekliği dikkat çekiciydi. Katılımcıların %57.8'inin evinde sigara içiliyor olma durumunun, Türkiye'de değişik kentlerde yapılan çalışmalarla benzer oranda olduğu (%59.9-%81.5) gözlendi (12,13). Yasayla, tüm kamusal kapalı alanlarda pasif maruziyetin önüne geçilmiş olmasına rağmen, kişilerin özel mülkiyetlerinde halen yüksek oranda çevresel tütün dumanına maruz kalıyor olması oldukça düşündürücüdür. Yasanın bu yönde genişletilmesi, evde pasif maruziyetin önüne geçilmesi adına faydalı olabilir.

Evde sigara içen katılımcılarda, iç ve dış mekanda sigara içme yüzdeleri benzerdi. Çalışmamızda katılımcıların yarısına yakınının dış mekanlarda içiyor olmaları halkın bu konuda bilgi ve duyarlılık düzeyinin artıyor olması ile ilişkili olabilir. Her ne kadar, evin balkon, bahçe gibi dış mekanlarında sigara içilmesi çevresel tütün maruziyetini azaltsa da, “üçüncü el sigara içimi”nin engellenemiyor olması kişilerin sigara dumanına maruz kalma durumunun devamına yol açmaktadır. Sigara dumanında yer alan zararlı maddelerin sigara içilen ortamın yüzeylerinde uzun süre kaldığı, bu yüzden evde hiçbir şekilde sigara içilmemesi gereğinin anlaşılması için gerekli bilgilendirmenin şart olduğu düşünülmüştür.

Çalışmamızda sigara içmeyen kişilerin, araçta %14.9'unun, çalışan popülasyonun iş yerinde %14.4'ünün pasif maruziyete uğrama oranı, ulusal verilerimizle benzer özellikteydi. 2010 Küresel Yetişkin Tütün Araştırması'na göre, her altı kişiden biri (%16.5) toplu taşımacılıkta ve her 10 kişiden biri (%11.3) toplu yaşam yerlerinde ve devlet kurumlarında sigara dumanından pasif etkilendiklerini belirtmişlerdi (14). Kabir ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada, okul çocuklarının 1/7'sinin araçta pasif maruziyete uğradığı belirtilmiştir (15). Araştırmamızda iş yerleri arasında sigara içiminin her yerde yasak olduğu meslek gruplarının daha çok kamusal alanlarda çalışan kişiler olduğu, sigara içiminin serbest olduğu iş yerlerinin ise daha çok serbest meslek grubunda yer aldığı izlendi. Bu durum yasanın kamusal alanlarda daha iyi uygulanabiliyor olmakla beraber, özel mülkiyete ait iş yerlerinde uygulanımının kısıtlı olduğunu göz önüne sermekte ve bu konuda yasanın gerektirdiği yaptırımların daha sıkı takipçisi olunmasının önemini vurgulamaktadır. Aynı zamanda tüm iş yerleri göz önüne alındığında halen yaklaşık olarak 1/4'ünde sigara içiminin her yerde serbest olmasının saptanması da, yasanın uygulanması konusundaki kısıtlılıklar açısından çarpıcıdır.

Beş ve 18 yaş altı çocuğu olan ailelerin çocuklarını evde ve araçta yüksek oranda pasif maruziyete uğrattıkları gözlendi. Tüm dünyada çocukların %38-75'inin pasif maruziyete uğradığı gösterilmiştir (16,17). Warren ve arkadaşları, Amerika'da yapılan bir çalışmada çocukların %39.5'inin tükürük kotinin düzeylerinin, yoğun pasif maruziyeti temsil eder boyutta yüksek olduğunu bulmuşlardır (18). Çalışmamızdaki bu veriler dünya verileriyle benzer olarak değerlendirilmiştir.

Sigara dumanından pasif olarak etkilenme durumu, yetişkinler için olduğu kadar çocuklar için de oldukça zararlıdır. Sigara içilen bir evde yaşayan bir çocuğun, sigara içilmesini olağan bir davranış olarak algılayıp, içen kişiyi rol model olarak alması kaçınılmazdır. Yapılan bir çalışmada, ebeveynleri sigara kullanan çocukların diğerlerine göre daha çok sigara kullandığı tespit edilmiştir (19). Ev içinde sigara içilmesinin, çocukların sigaraya başlaması durumu ile yakın ilişkili olduğu gösterilmiştir (20). Bundan hareketle mevcut yasanın kapsamı genişletilmeli, özel mülkiyetler ve araçlarda sigara içmeyenlerin, özellikle çocukların pasif maruziyeti engellenmelidir.

Çalışmamızda yasa sonrasında yüksek bırakma oranlarının bulunması dışında, halen sigara içmeye devam eden kişiler arasında da yaklaşık olarak dörtte birinin sigarayı azaltmış olması sevindirici niteliktedir. Yine araştırmamızda bulunan bir başka veri de bu kişilerin yasa sonrasında içtikleri sigara sayısında, yasa öncesinde içilen sigara sayısına göre ortalama 3.19 adet azalma olmasıdır. Bu durum, yasanın hem sigara içen kişilerin sigarayı azaltmış olmasına hem de içmeyen kişilerin pasif maruziyetinin azaltılmış olmasına yardımcı olduğunu göstermektedir.

Yasayı ihlal eden kişilerin sadece beşte birinin uyarıldığını beyan etmesi ise yasanın gerektirdiği yaptırımların yeterince uygulanıyor olması açısından oldukça düşündürücüydü, nitekim katılımcıların çoğunluğu cezai yaptırımların gereği kadar uygulanmadığı konusunda hemfikirdi. Katılımcıların yarısına yakını yasaktan sonra kapalı alanlarda sigara içildiğine şahit olmuştu; ancak bu kişilerin sadece %43'ü ihlal eden kişilerin uyarıldıklarını gördüklerini belirtmişlerdi. Uyarılan kişilerin çoğunluğunun 35 yaştan büyük olması ve yasa ihlali durumunda, genç nüfusun anlamlı olarak daha az uyarıldıklarını ifade etmesi dikkat çekiciydi. Batı Avrupa'da ihlallere ağır cezaların getirildiği bölgelerde yasaya uyumun daha yüksek bulunduğu belirtilmiştir (21). Buna dayanarak, sigara bırakılması ve azaltılması konusunda ülkemizde bu derece etkili olan yasanın gerekli cezai yaptırımların gerçekleştirilmesi durumunda daha da caydırıcı ve etkin olacağı düşünüldü.

Yasayı ihlal eden sigara içicilerinin çoğunluğunun yasağı destekliyor olması, pasif maruziyetin insan sağlığına zararlı olduğunu bilmesi ve herkesin dumandan korunma hakkına sahip olduğunu düşünmesine rağmen kapalı alanlarda halen sigara içiyor olmaları düşündürücüydü. Yasayı uygulayanların görevi sadece yasa konusunda bilgilendirmenin yapılması değil, bu konuda gerekli teşvik ve yaptırımların sağlanması olmalıdır.

Çalışmamızda, yasa sonrası kapalı mekanlara gidilme sıklığında artış gözlendi, bu durum yasayı destekleyen grupta daha da fazlaydı. Aynı şekilde, nikotin bağımlılık düzeyi daha düşük olan kişilerde kapalı alanlara gitme sıklığı daha yüksek olarak gözlendi; bu durum sigara bağımlılıkları daha düşük olan kişilerin yasayla birlikte daha az pasif maruziyete uğrayacakları yerleri tercih etmeleri açısından olumlu olarak kabul edildi. Ülkemizde yasanın yürürlüğe girdiği tarihte yapılan bir araştırmada kişilerin yasanın çıkmasıyla beraber, kişilerin %88'i kapalı alanlara gitme sıklıklarının artacağını ya da bir değişiklik olmayacağını, %11'i ise azalacağını bildirmişlerdi ve bu durum, yasanın toplumca olumlu karşılanması olarak yorumlanmıştır (22). Yurt dışında yapılmış bir çalışmada, bar ve restoranlara yasa sonrası daha fazla gelindiği, daha uzun süre kalındığı ve yasanın mevcut iş yerlerinin geliri üzerine olumsuz etkisi olmadığı gösterilmiştir (23). Ülkemizde, 2009 yılında ikram sektöründeki işletme sayısında %2.7, yemek sektörü sayısında %3.5 ve içki servisi yapan işletme sayısında %3.0 oranında artış meydana gelmiştir (24). Yasağı desteklemeyenlerin bile yaklaşık üçte ikisinin kapalı alanlara aynı oranda veya daha çok gitmeye başlaması, yasanın toplumun her kesimi tarafından benimsendiğinin başka bir göstergesidir.

Sigara yasağının yüksek oranda desteklendiği araştırmamızda, katılımcıların yaklaşık %75'i bulundukları yerlerde sigara dumanı miktarında azalma gerçekleştiğini tarifliyorlardı. Bu uygulamaların devamıyla, ilerleyen yıllarda akciğer kanseri, kronik bronşit gibi hastalıkların yaygınlığının azalacağına çok yüksek oranda inanılması, yasanın uygulanması konusundaki kararlılığın devam etmesi gerekliliğinin iyi bir göstergesi olarak yorumlanmıştır. Ancak, çalışma grubunun sadece yarısının yasanın Türk halkı tarafından yeterince benimsendiğini düşünmesi, yasanın uygulanması konusunda eksiklikler olduğunu ve bazı konularda geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Kapalı alan sigara yasağını desteklemeyenlerin tümünün yasada değişikliğe gidilmesi yönünde görüşleri, yasada düzenlemeye gidilmesiyle desteğin ve sigara bırakma oranının artırılabileceği şeklinde yorumlanmıştır. Yasanın sosyal, medikal ve eğitimsel yönlerden güçlendirilmesiyle daha da etkin olacağı ve daha geniş çevreler tarafından kabul göreceği düşünülmektedir.

Çalışmamızın kısıtlılıklarından birisi, subgrup analizlerindeki tanımlayıcı istatistiklerin örneklem grubumuzdan küçük bir grubu temsil ediyor olmasıdır; bu nedenle subgrup analizlerinin daha dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca her ne kadar anketörler iyi eğitilmiş ve sıkı denetlenmiş olsalar da hem anketör hem katılımcı subjektivitesi olabileceği akılda tutulmalıdır.

Çalışmamız örneklem grubunun büyüklüğü ve seçimi itibariyle Türkiye'nin en büyük ve kozmopolit şehirlerinden biri olan İzmir popülasyonunu yansıtan sonuçlar içermesi bakımından diğer pek çok çalışmadan ayrılmaktadır. Ancak halen böylesi önemli bir konuda ülke genelinde yapılacak ileri araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

ÇIKAR ÇATIŞMASI

Bildirilmemiştir.


Ek-1

Ek-2

KAYNAKLAR

  1. The World Health Report On The Global Tobacco Epidemic, 2009 İstanbul.
  2. Ulusal Tütün Kontrol Programı Hakkında Başbakanlık Genelgesi/Resmi Gazete: 7 Ekim 2006-26312.
  3. Bilir N. Aytemur ZA, Akçay Ş, Elbek O. Dünyada ve Türkiye'de Tütün Kullanımı Epidemiyolojisi. Tütün ve Tütün Kontrolü kitabı. Toraks Kitapları 2010;10:21-35.
  4. Gelen ME, Köksal N, Özer A, Atilla N, Cinkara M, Kahraman H ve ark. Üniversitemiz öğrencileri ile akademik ve idari personel arasında 5727 sayılı yeni tütün yasasına ilişkin bilgi düzeyi değerlendirmesi. Tuberk Toraks 2011;59(2):132-9.
  5. Quirk Global Strategies Türkiye Kamuoyu Araştırması, İstanbul, Temmuz 2009.
  6. McNabola A, Gill LW. The control of environmental tobacco smoke: apolicy review. Int J Environ Res Public Health 2009;6:741-758.
  7. WHO. WHO report on the global tobacco epidemic, 2008. The MPOWER package. Geneva, 2008.
  8. Kararlı Bingül A. Sigara bırakma tedavisinde kullanılan yöntemlerin basarısını etkileyen faktörler, Uzmanlık Tezi, Ankara: Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, 2006.
  9. Kundakçı UA, Öğrencilerin sigara içme prevalansını, sigara hakkındaki düşüncelerini ve sigara içme alışkanlığını etkileyen faktörler, Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep Üniversitesi, Sağlık Yüksek Okulu Hemşirelik Anabilim Dalı Halk Sağlığı Hemşireliği Bölümü, 2004.
  10. Daşçı M. Sigara sağlığa zararlıdır. Sağlık Dergisi 2002;106:56-8.
  11. Jossens L, Raw M. The tobacco control scale: a new scale to measure country activity. Tobacco control 2006;15:247-53.
  12. Boyacı H, Etiler N, Duman C, Basyigit I, Pala A. Environmental tobacco smoke exposure in school children, Pediatr. Int 2006;48:382-9.
  13. Fidan F, Cimrin AH, Ergor G, Sevinc C. Airway disease risk from environmental tobacco smoke among coffeehouse workers in Turkey. Tobacco Control 2004;13(2):161-6.
  14. TC. Sağlık Bakanlığı, Küresel Yetişkin Tütün Araştırması Türkiye raporu 2010.
  15. Kabir Z, Manning PJ, Holohan J, Keogan S, Goodman PG, Clancy L. Second-hand smoke exposure in cars and respiratory health effects in children. Eur Respir J 2009;34(3):629-33.
  16. Hofhuis W, de Jongste JC, Merkus PJFM. Adverse health effects of prenatal and postnatal tobacco smoke exposure on children. Arch Dis Child 2003;88:1086-90.
  17. Henderson AJ. The effects of tobacco smoke exposure on respiratory health in schoolaged children. Paed Respiratory Rev 2008;9:21-8.2.
  18. Warren JR, Sloan P, Allen M, Okuyemi KS. Exploring children's secondhand smoke exposure with early child care providers. Am J Prev Med 2010;39:44-7.
  19. Herken H, Özkan İ, Çilli AS, Telcioğlu M, Kucur R. Sigara kullanma davranışında sosyal öğrenmenin etkisi. Bağımlılık Dergisi 2000;1:38-42.
  20. Green G, Macintyre S, West P, Ecob R. Like parent like child? Associations between drinking and smoking behaviour of parents and their children. Addiction 2006;86:745-58.
  21. Avrupa Tütün Kontrolü Raporu, Çeviri N. Bilir, Ankara, 2007.
  22. Godtfredsen NS, Holst C, Prescott E, Vestbo J, Olser M. Smoking Reduction, Smoking Cessation, and Mortality: A 16-year Follow-up of 19.732 Men and Women from the Copenhagen Centre for Prospective Population Studies. Am J Epidemiol 2002;156:994-1001.
  23. Glantz SA, Parmley WW. Passive smoking and heart disease. Epidemiology, physiology, and biochemistry. Circulation 1991;83:1-12.
  24. Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi (SSUK). Sigara ekonomisi Temmuz-Aralık 2009. Basın Toplantısı İstanbul, 05.01.2010.

Yazışma Adresi (Address for Correspondence)

Dr. Pakize Ayşe TURAN

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi,

Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı,

Balçova, İZMİR - TURKEY

e-mail: onurtura@yahoo.com

Yazdır