Türkçe       English

<< Geri Yazdır
doi:10.5578/tt.7717

Akut pulmoner tromboemboli sonrası gelişen kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon sıklığı

İsmail KAYAALP1, Yelda VAROL1, Pınar ÇİMEN1, Fatma DEMİRCİ ÜÇSULAR1, Nuran KATGI1, Mehmet ÜNLÜ1,
Cenk KIRAKLI1, Salih Zeki GÜÇLÜ1, Oktay ERGENE2


1 İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Göğüs Hastalıkları Bölümü,

İzmir, Türkiye

1 Department of Chest Diseases, Izmir Dr. Suat Seren Chest Diseases and Surgery Training and Research Hospital,

Izmir, Turkey

2 Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dalı, İzmir, Türkiye

2 Department of Cardiology, Faculty of Medicine, Dokuz Eylul University, Izmir, Turkey

ÖZET

Akut pulmoner tromboemboli sonrası gelişen kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon sıklığı

Giriş: Kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon (KTEPH) ciddi morbidite ve mortaliteye neden olan azımsanmayacak sıklıkta gelişen, tedavi edilebilir, kısmen de önlenebilir bir komplikasyondur. Çalışmamızda; tanıda ventilasyon/perfüzyon (V/Q) sintigrafisi ile çok dedektörlü bilgisayarlı tomografi (ÇDBT) pulmoner anjiyografi gibi noninvaziv tetkikler kullanılarak akut pulmoner tromboemboli (PTE) sonrasında gelişen KTEPH sıklığının saptanması amaçlanmıştır.

Materyal ve Metod: Ocak 2010 ile Aralık 2012 tarihleri arasında ilk kez pulmoner emboli tanısı konulan 99 hasta çalışmaya dahil edildi. En az üç ay antikoagülan tedavi almış hastalara transtorasik ekokardiyografi (TTE) uygulandı (n= 85). TTE'de, SPAP değeri > 30 mmHg olarak ölçülen ve/veya sağ kalp işlev bozukluğu bulgusu saptanan 31 (%34.4) olguya, ÇDBT pulmoner anjiyografi ile birlikte V/Q sintigrafisi yapıldı. ÇDBT pulmoner anjiyografide rezidüel kronik trombüs bulguları ve/veya V/Q sintigrafisinde segmental perfüzyon defekti ya da defektleri olan olgulara, sağ kalp kateterizasyonu (SKK) yapıldı (n= 7). Ortalama PAB ölçüldü ve vazoreaktivite testi yapıldı. SKK esnasında nonkontrast madde pulmoner arterlere verilerek pulmoner arteriyografi görüntüleri alındı.

Bulgular: PTE tanılı hastaların 44'ü erkek, 55'i kadındı. Olguların yaş ortalaması 60 ± 17 ve median yaş 49 (38-67)'du. Olguların %63.6'sında en az bir tane olmak üzere ek hastalık anamnezi, %91.9'unda en az bir tane PTE risk faktörü mevcuttu. Tanı anında 24 olgu masif, 61 olgu submasif ve 14 olgu nonmasif PTE olarak değerlendirildi. On dokuz (%19.1) olguya trombolitik tedavi uygulandı. Diğer 80 (%80.8) olguya INR değeri terapötik aralıkta olacak şekilde standart antikoagülan tedavi verildi. Olguların %79.8'inde tromboemboli yaygınlığı bilateral, %21.8'inde unilateraldi. Minumum 1 maksimum 2 yıl takip sonrasında 5 (%5.5) hasta KTEPH tanısı aldı. KTEPH gelimi ile yaş, PTE etiyolojik risk faktörü, trombolitik tedavi almak, PTE tipi ve yaygınlığı arasında univaryan analizde istatistiksel anlamlılık saptanmadı.

Sonuç: PTE'nin önlenebilir bir komplikasyonu olan KTEPH takip edilen hastalarda oldukça yüksek bir insidansta saptanmıştır.

Anahtar kelimeler: Pulmoner emboli, kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon, görüntüleme yöntemleri

SUMMARY

The incidence of chronic thromboembolic pulmonary hypertension secondary to acute pulmonary thromboembolism

Introduction: Chronic thromboembolic pulmonary hypertension (CTEPH) is a curable and partially preventable complication, with a substantial incidence, leading to severe morbidity and mortality. The aim of the present study was to find out the incidence of CTEPH secondary to acute pulmonary thromboembolism (PTE) using non-invasive procedures such as ventilation/perfusion (V/Q) scintigraphy and pulmonary multidetector CT (MDCT) angiography in determining the diagnosis of CTEPH.

Materials and Methods: The study included a total of 99 patients diagnosed with initial PTE between January 2010 and December 2012. The patients who received anticoagulant therapy at least for three months underwent transthoracic echocardiography (TTE) (n= 85). Thirty one patients with a SPAP value > 30 mmHg and/or an evidence of right ventricular dysfunction in TTE underwent MDCT pulmonary angiography and V/Q scintigraphy. The patients with an evidence of residual chronic thromboembolic signs in MDCT pulmonary angiography and/or segmental perfusion defect(s) in V/Q scintigraphy underwent right heart catheterization (RHC) (n= 7). The mean PAP was measured, and a vasoreactivity test was performed. During RHC, a non-contrast medium was delivered to the pulmonary arteries for pulmonary arteriography imaging.

Results: Among patients diagnosed with PTE, 44 were male and 55 were female. The mean age was 60 ± 17 years. Of these patients, 63.6% had history of at least one additional disease and at least one risk factor for PTE. During diagnosis, 24 subjects were considered having massive, 61 submassive and 14 non-massive PTE. Nineteen (19.1%) patients received thrombolythic therapy. Other 80 (80.8%) patients received standard anticoagulant therapy with an INR value within the therapeutic range. In 79.8% of patients, thromboembolism was bilateral, and it was unilateral in 21.8%. After a minimum of 1 year, and maximum of 2 years follow up five subjects (5.5%) were diagnosed with CTEPH. The univariate analysis showed no association between the development of CTEPH and factors like; age, etiologic risk factors for PTE, receiving thrombolytic treatment, prevalence and type of PTE.

Conclusion: Potentially preventabl complication of pulmonary embolism; CTEPH, had a substantial incidence during follow-up.

Key words: Pulmonary embolism, chronic thromboembolic pulmonary hypertension, imaging techniques

Geliş Tarihi/Received: 25.02.2014 • Kabul Ediliş Tarihi/Accepted: 04.06.2014

Yazışma Adresi (Address for Correspondence)

Dr. Yelda VAROL

İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve

Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi,

Göğüs Hastalıkları Bölümü, 

İZMİR - TURKEY

e-mail: yeldavatansever@hotmail.com

[ Tam metin ][ PDF ]
<< Geri Yazdır