Türkçe       English

<< Geri Yazdır
KOAH'lı olgularda pulmoner hemodinamik ve spirometrik parametrelerin değerlendirilmesi
Özkan YETKİN, Gülseren KARABIYIKOĞLU

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Ankara.
ÖZET
Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olan olgularda hastalığın derecesini belirleyen spirometrik testler ile pulmoner arter basıncı (PAB) arasındaki korelasyon değerlendirildi. Mikrokateterizasyon yöntemi ile ortalama PAB'ı yüksek saptanan 51 KOAH'lı olgu “European Respiratory Society (ERS)” kriterlerine göre ayrıldı. Hafif derecede obstrüktif olan 5 (FEV1 > %70), orta derecede obstrüktif olan 10 (FEV1= %50-69) KOAH hastası ile ileri derecede obstrüktif ventilatuvar bozukluğu olan (FEV1 < %50) 36 KOAH'lı olguda ölçülen ortalama PAB ve akciğer radyogramında sağ inen pulmoner arter çapı ölçümleri karşılaştırıldı. Hafif obstrüktif ve orta dereceli obstrüktif olgularda PAB değerleri arasında anlamlı fark saptanmadı. PAB hafif ve orta dereceli obstrüktif (grup I) olgularda ileri dereceli obstrüktif gruba (grup II) göre anlamlı düşük saptandı. Grup I'de FEV1%, FEV1 L, FEV1/FVC, FVC, MMF grup II' ye göre anlamlı yüksek saptandı. Yine her iki grupta spirometrik parametreler ile PAB ve SİPA arasında negatif korelasyon saptandı. KOAH'lı hastalarda FEV1'deki azalma ile ortalama PAB arasında önemli negatif korelasyon bulundu. Ortalama PAB'ı tahmin etmede FEV1'deki değişmeler önemli rol oynar.
Anahtar Kelimeler: KOAH, pulmoner hipertansiyon.
SUMMARY
Evaluation of spirometric and pulmonary haemodynamic parameters in patients with COPD
In this study we aimed to asses the association between the spirometric test which is known to be an indicator of severity of the disease and pulmonary artery pressure, in patient chronic obstructive pulmonary disease (COPD). Study population consisted of 51 patients with COPD. Severity of the disease was graded by the criteria of Europen Respiratory Society; mildly obstructive 5 patients (FEV1 > 70%), moderately obstructive 10 (FEV1= 50-69%), severely obstructive 36 patients (FEV1 < 50%). Measurement of pulmonary artery pressure was performed bt microcatheterisation method. Statistical analys was performed between two groups; group I consisted of mildly and moderately obstructive patients, and group II severely obstructive patients. Pulmonary artery pressure of the group II patients was significantly higher than that of group I patients (27 ± 4 mmHg vs 22 ± 1.6 mmHg, respectively p< 0.001). There were also statistically significant difference between group I and group II in respect to FEV1% (63 ± 7 vs 28 ± 9 respectively p< 0.001), FEV1 L (1.84 ± 0.46 vs 0.89 ± 0.36 respectively p< 0.001), FEV1/FVC (71 ± 10 vs 53 ± 11 respectively p< 0.001), FVC% (73 ± 8 vs 47 ± 10 respectively p< 0.001), and MMF% (38 ± 13 vs 15 ± 6 respectively p< 0.001). Pulmonary artery pressure and diameter of right decending pulmonary artery on chest X-ray of the patients were negatively corraleted with FEV1%, FEV1 L, FVC and MMF (p< 0.001 for all). We have shown pulmonary artery pressure of the patients with COPD was negatively corraleted with the spirometric parameters such as FEV1 %, FEV1 L, FVC and MMF. So FEV1 < 50% can be used as an indicator of increased pulmonary artery pressure in patients with COPD.
Key Words: COPD, pulmonary hypertansion.
Yazışma Adresi:
Dr. Özkan YETKİN,
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi,
Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı,
ANKARA - TURKEY
[ PDF ]
<< Geri Yazdır