Türkçe       English

<< Geri Yazdır
Tüberküloz plörezili 105 olgunun değerlendirilmesi
Aydanur MİHMANLI, Ferhan ÖZŞEKER, Ateş BARAN, Fatma KÜÇÜKER, Sinem ATİK, Esen AKKAYA

SSK Süreyyapaşa Göğüs, Kalp ve Damar Hastalıkları Eğitim Hastanesi, İstanbul.
ÖZET
Tüberküloz plörezi, eksüdatif plöreziler içinde önemini korumaya devam etmektedir. Kliniğimizde Ocak 1999-Aralık 2002 tarihleri arasında tüberküloz plörezi tanısı ile yatan 105 olguyu klinik, radyolojik, biyokimyasal, bakteriyolojik ve histopatolojik bulguları yönünden geriye dönük olarak değerlendirmeyi amaçladık. Olgularımızın kadın/erkek oranı yaklaşık 1/9, yaş ortalaması ise 32.6 yıl (aralık: 15-68) olarak bulundu. Sık görülen semptomlar yan ağrısı (%75.2), öksürük (%54.3) ve nefes darlığı (%47.6) idi. Akciğer grafisi ile hastaların %17'sinde parankim lezyonu görülürken, bilgisayarlı tomografi ile hastaların %52'sinde parankimal infiltrasyon saptandı. Plevra sıvısında adenozin deaminaz düzeyi, olguların %80'inde yüksek bulundu. Pürifiye protein derivesi (PPD), 93 hastanın 79 (%84.7)'unda pozitif idi. Balgamda basil aranan 52 hastanın 6 (%11.5)'sında asidorezistan basil (ARB) ve kültür pozitif bulunurken, 4 (%7.7) hastada yalnızca kültürde üreme vardı. Sıvısı alınan 101 hastanın ARB'si negatif, kültür ise 5 (%5) hastada pozitif idi. İki hastada biyopsi materyalinin kültüre ekildiği, ikisinde de kültürün pozitif olduğu görüldü. Sitolojik incelemede 81 (%81) hastada lenfosit hakimiyeti vardı. Plevra biyopsisi yapılan 81 hastanın 59 (%73)'unda tüberküloz ile uyumlu patolojik sonuç saptandı. Tedavi sonunda 24 (%23) hastada plevral kalınlaşma geliştiği belirlendi. Plevrada kalınlaşma saptanan olgularda, plevral sıvı laktat dehidrogenaz (LDH) düzeyi, diğerlerine göre istatistiksel olarak anlamlı ölçüde yüksek bulundu (p= 0.024). Çalışmamızın sonucuna göre, tüberküloz plörezinin tanısında en etkili yöntemin plevral biyopsi olduğu ve plevra sıvısındaki LDH düzeyi yüksek olan olgularda plevral kalınlaşmanın daha sık görüldüğü kanısına varıldı.
Anahtar Kelimeler: Tüberküloz, tüberküloz plörezi, plevral kalınlaşma.
SUMMARY
Evaluation of 105 cases with tuberculous pleurisy
Tuberculous pleurisy has still importance in the group of exudative pleurisy. In this study we aimed to evaulate clinical, radiological, biochemical, bacteriological and histopathological findings of 105 cases with tuberculous pleurisy retrospectively, between January 1999 and December 2002. Female/male ratio was approximately 1/9 and mean age was 32.6 (range: 15-68). The common symptoms were chest pain (75.2%), cough (54.3%) and dyspnea (47.6%). In 17% cases parenchymal lesions were seen in the chest radiography while parenchymal lesions were found 52% of patients by computed tomography. Adenosine deaminase levels in pleural fluid were high in 80% of cases. PPD reactions was found positive in 84.7% of case. Sputum was studied in 52 cases. In 6 (11.5%) patients both ARB and culture were positive but in 4 (7.7%) patients was only culture positive. Pleural fluid ARB examination of all patients was negative whereas culture was positive only in 5 (5%) of patients. In two patients pleural biopsy material culture was positive for ARB. Cytological examination of pleural fluid revealed lymphocyte predominance in 81 (81%) of cases. Eightyone patients had pleural biopsy and pathologic evaluation revealed tuberculosis in 59 (73%) of them. At the end of the treatment 24 (23%) patients had pleural thickening. Pleural fluid LDH level of the patients with pleural thickining was higher than the other patients sigificantly (p= 0.024). It is concluded that, pleural biopsy is the most effective diagnostic method for the tuberculous pleurisy and in the patient with elevated pleural LDH level, pleural thickening seems more.
Key Words: Tuberculosis, tuberculous pleurisy, pleural thickening.
Yazışma Adresi:
Dr. Aydanur MİHMANLI,
Atıf Bey Sokak No: 30/7,
81020, Acıbadem, İSTANBUL - TURKEY
e-mail: acmihmanli@hotmail.com
[ PDF ]
<< Geri Yazdır